Ne Okuyorum? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ne Okuyorum? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2015 Salı

instagram???


Farkettim ki burayı baya kendi kaderine bırakmışım. Tabi haklı gerekçelerim var kendimce ama... İnstagram icad oldu bloglar bozuldu! Buraya destan yazmakla uğraşılmıyor artık, çek bir foto at ig'e. İşte bunu farkettiğimden bir kaç fotoğrafı buraya koyayım dedim. İleride müsait vaktim olursa bir kaç cümle de yazmak isterim elbet okuduklarım hakkında...


Nasıl yani? Nuri Pakdil, Cengiz Dağcı ve Hasan Aycın mı? Ortaya karışık? Biri denememsi, biri romanımsı, biri masalımsı... Evet hepsini de okudum, beğendim, başka eserlerini de okumaya karar verdim.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Bir kitap, Bir ülke


Hiç yazmamaktansa az da olsa yazmak en iyisi. Yoksa bu blog kapanır gider...

Okudum kitap Pınar yayınlarından Mazlum-Der ve İHH gibi kuruluşlarla tabir-i caizse dünya turuna çıkan evli barklı, çoluk çocuklu bir hanımın( Demet Tezcan) gezi notları : Yola Düşünce


Uzun ve devrik cümleleri bazen ikinci kez okumak zorunda kalsam da güzel bir kitap. Birinci ağızdan oraları dinlemek... İçimde hep bir uhtedir böyle aktivist olup diyar diyar gezmek! Belki de o yüzden beğendim bu kitabı.

İçinde pek çok ülke ve şehir hikayesi barındıran kitapta şimdilik en çok etkilendiğim CİBUTİ adlı ülke.

Adını ilk defa duyduğum bu ülke Afrika'da, güya bağımsız yani tam bir Fransız sömürgesi. Ayrıca 11 Eylül sonrası ABD en büyük askeri üslerinden birini oraya kurmuş. Halk ise yoksulun en yoksulu.......

CİBUTİ halkı ise çaresizce kabullenmiş durumu, hiç bir eleştiri faaliyeti yokmuş... Ne acı! Çokça düşünülmesi ve çalışılması gereken bir konu, bütün Müslümanlar için!

22 Kasım 2012 Perşembe

Ne Okudum?

Uzun zamandır yazamayalı okuduklarım da birikti tabi.

Adını yıllardır övgüyle duyduğum, şeytanın bacağını kırıp da okuyamadığım insanlardandı MUSTAFA KUTLU: Şu an sinemada oynayan, benim de izlemek istediğim, UZUN YOL onun bir kitabından uyarlama bu arada.

ARKAKAPAK YAZILARI- MUSTAFA KUTLU


Kapaktaki fotoğraf tarzından, siyah beyaz bir fotoğraf var her hikayeyle beraber. Kah hikayeyi okuyorsunuz, kah fotoya bakıp dalıyorsunuz... Güzel bir tasarım olmuş.

Hikayeler hayatın ta kendisi, insanda güzel duygular uyandıran cinsten. Şiddetle Tavsiye Ederim!

Hep güzel kitaplar okuyamıyoruz tabii. Aslında ben kitap okumada çok seçiciyim. Rastgele herşeyi okumam. Evvela bana bir şeyler katması lazım, maddî ve manevî. Tutup gerilim, fantastik vb. gibi insana zaman kaybından başka hiç
birşey kazandırmayan kitaplarla işim olmaz mesela... Zamanın gerçekten çok değerli!

İşte şimdiki kitap da TAVSİYE ETMEYECEĞİM cinsten. Kitabın sunum yazısın okuyunca bana bir şey katar sanmıştım. Meşhur bir İran yazarı olduğunu okuyunca, Fars edebiyatı hakkında bir şeyler öğretir diye düşünmüştüm. Yani yine iyi niyetle çıkmıştım yola. Yayınevi kaliteli kitaplar basan bir yer (YKY). Çevirmenin adını da bilmeyen yoktur; Behçet Necatigil. İşte bu referanslarla okumaya başladım.

Zaten başlarda ne oluyor pek bir anlam veremedim. Hatta sonuna kadar veremedim :). Zaten o yüzden okudum sonuna kadar, belki anlarım diye :)). Ben İran edebiyatını tanımak adına yola çıktım, yazarın adı SADIK HİDAYET, ama karşıma Allah tanımaz, uyuşturucu ve şarap düşkünü bir yazar çıktı! Hayal kırıklığı oldu benim için.

KÖR BAYKUŞ- SADIK HİDAYET



Pek de anlaşılacak bir şey yok. Zaten kitabın tarzı bu. Ama şunu itiraf etmeliyim ki anlatımı çok iyi insanı sürüklüyor ve merak ettirip okutuyor. Tavsiye etmiyorum niye mi? Saçma sapan örnekler, ilişkiler... Boşa kafamı gereksiz şeylerle doldurdu.

Ama benim kazanımım şu oldu:
Allah'a, dine hayatında yer veremeyen bir insanın ne kadar ruhsal çöküntüye uğradığını, ne denli büyük acılar çekebildiğini, beyninde nasıl fırtınalar koptuğunu gördüm.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Ne Okuyorum?

Telefonla arayıp kitap satma modası var... Arifan yayınlarından aradılar. Daha önce de bu şekilde bir kitap almıştım onlardan. Ben de nasıl bir kitapmış diye merak edip sipariş verdim. Normalde aynı kitaptan altı tane gönderiyorlarmış, siz de tanıdıklarınıza hediye ediyormuşsunuz ama, ben BİR TANE ALAYIM dedim.

Kitabın adı: Peygamber Sevgisinin Alametleri;
Yazarı: Ahmet Mahmut Ünlü nam-ı diğer Cübbeli Hoca

Daha başındayım kitabın. Yorum yapmak için henüz erken ama...


Vaazlardan yazıya geçirilmiş. Onun için KONUŞUYORMUŞ havası var kitapta. Sanki vaazı dinliyor gibi hissediyor insan kendini. Tabi Hocanın esprili ifadeleri de kendini gösteriyor bu arada.

Yazıların puntosu büyük, dili de sade olunca çok kolay okunuyor kitap.

25 Eylül 2012 Salı

Ne Okuyorum? "Kayıkhane Durgunu"

Beni tanıyanlar iyi bilir yıllarımı ERHAN GÜLERYÜZ sevdası ile geçirdiğimi :)... Kendisini hale muhabbetle takip etmekteyim. Yıllar önce aldığım kitabı bu akşam geçti elime, hem hüzünlü, hem espirili, özgün şiirler... Hayatın ta kendisi var bu kitapta!

Erhan Güleryüz'ün ikinci şiir kitabı: Kayıkhane Durgunu



Kitabın kapağındaki masum ve şaşkın çocuk da mı kim? Elbette şair, bestekar, müzisyen, gitarist, sunucu Erhan GÜZERYÜZ :)


Kitaptan;

İSTER İNAN; İSTER İNANMA

İnanmayacaksın belki...
Çocukken çok üzüldüğüm vakitler
melekler görürdüm ben.
O yüzden korkmam ölümden.



AŞK ACISI

Kim derse "geçer" diye
Ona geçsin bu acı.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Ne Okuyorum?

Galiba Mehtap Kayaoğlu'nun Haber7'deki bir yazısından haberdar olmuştum bu kitaptan. Kitabın adı beni benden geçirmişti YA-VAŞ-LA! Ne kadar ihtiyacım vardı bu kelimeye! Bu kitabı mutlaka almalıyım diye düşündüm!


Okumaktayım halen. Yazarımız prof olmasından dolayı olsa gerek best seller tarzı veya da kişisel gelişim tarzı basit bir uslûbu yok. Baya okkalı cümleler var. Ben sevdim ama! Tavsiye edilir.

Kel alaka bir şey: Bu gün eskimeyen dostlarla az biraz buluştuk. Tadı damağımda kaldı. İnsan büyüdükçe, sorumluluk aldıkça, hayata atıldıkça kendine ne kadar da az zaman ayırabiliyor... Hayatın koşuşturmacasında işimiz için, çocuğumuz için, eşimiz için, evimiz için, karnımızı doyurmak için, için için dönüp duruyoruz... Hayat da akıp gidiyor... YAVAŞLAYIM LÜTFEN!

9 Mart 2012 Cuma

Ne Okuyorum?


Annemin tavsiyesi üzerine okumaya başladığım kitabın kapağı sanki 60-70 yıl öncesinden kalmış gibi. Kitabın arkasında 20.000 TL etiketini görünce " 20 tl olduğuna göre yeni baskı bir kitapmış yaw?" diye düşündüm. Tabi bir de bol sıfırlı mazi geldi aklıma :)

Bir otobiyografi, yaşanmış bir hayat öyküsü bizzat yaşayanın ağzından...Başta Osmanlı'ya tam bağlı bir çocuk olan Şevket Süreyya Aydemir, sonrasında tam Türk Milliyetçisi oluyor, TURAN ülküsü peşinde koşmaya başlıyor. Ben şimdi o kısımdayım. İleride Moskova'ya gidecek ve solcu olacakmış ama olsun n'palaım :). Bir devrin canlı şahidi olması açısından güzel ve akıcı bir kitap.

480 sayfa olan kitabın 120. sayfasındayım. Biraz kalınca bir kitap ama hızlı ilerliyor, tabi okuyunca :)

20 Şubat 2012 Pazartesi

Ne Okuyorum? "Kadın Nasıl Mutlu Olur?"


Nuriye Çeleğen'den "Kadın Nasıl Mutlu Olur?" u okuyorum şimdilerde.

İlk bölüm normal kitap şeklinde. İkinci bölümde ise
Türkan Şoray
Belkıs Akkale
Sezen Aksu
Adile Naşit
gibi ünlülerle yapılan röportajlar yer alıyor. Röportaj soruları şu minval üzere:

" Kadın nasıl mutlu olur?"
" Sizi neler mutlu eder?"
" Ölüm, ahiret, ibadet hakkındaki düşünceler."

Akıcı bir kitap, dili basit, hızlı ilerliyor. Tavsiye ederim.

Dikkatimi çeken bir iki noktayı paylaşıyorum:

" Neden geldik bu dünyaya ve nereye gidiyoruz diye hiç düşündünüz mü?" diye soruyor yazar. Bazıları HİÇ DÜŞÜNMEDİM diyor. Pek inanılası gelmedi bana ama... Çoğu da BUNLAR DERİN MEVZULAR, BUNLARA GİRMEYELİM diyor. Neresi derin yaw? Bunlar hayatın ta kendisi! Yaşamın birinci ve en temel sorusu. Bu sorular ve cevapları olmadan hayat neye benzer ki?

"Ahirete inanır mısınız?" diye soruyor yazar. " BUNUN CEVABI BENİM ÖZELİM, PAYLAŞAMAM." diyorlar. Haydaaa.... Sanki vücut ölçülerini sordu... Tööbe tööbe... Bu ne yaa? Hayatlarının tüm ayrıntısını kameralar önünde yaşayan insanlar nasıl birden SIR KÜPÜ oluyorlar anlamış değilim!

23 Aralık 2011 Cuma

Ne Okuyorum?

Kitap okumayı severim. Arada abartılı şekilde okurum arada ise elimi sürmem! Şu aralar kitapla aram fena değil.

Ortaokul yıllarından bu yana okuduğum kitaplarda seçici davranırım. Her kitap yararlı eğildir, her kitabı okumak iyi değildir zannımca. Okuduğun kitaba oldukça zaman veriyorsun ve aynı zmanda tüm dikkatini, düşünceni, hayal gücünü onun üzerinde yoğunlaştırıyorsun. Bunlar bir insanın en önemli hazineleri! Bunları rastgele şeyler üzrine harcayamayacak kadar değerli görüyorum kendimi, öncelikle kul olarak… Bir de Allah’ın huzurunda hesap verme işi var, abuk subuk bir kitapla harcadığım saatlerin hesabını nasıl vercereğim Rabbime?

Bunların yanısıra her okuduğumuz beynimizde yer ediyor, bilinçaltımıza yerleşiyor. Niçin yanlış düşüncelerle beynimi bulandırayım, kirleteyim?

Okuduğum kitap bana dünyalık veya ahiretlik birşeyler katmalı, yoksa boşa kürek çekmektir hatta boşa da değil DİBE DOĞRU KÜREK ÇEKMEKTİR!

Aynı anda 2- 3 kitap okuyan, arada onların arasında bunalan biriyim. Mesela şu an okuduğu kitapların biri “eleştirel, dinî, mizahî” bir diğere “ psikolojik, bilimsel” diğeri “ geleneksel, dinî” yani üçünün de formatı ayrı. İşte o kitaplar:


Şiddetle tavsiye ederim!


Tavsiye ederim!


Tavsiye etmem.


O an psikolojim hangisine uygunsa onu okuyorum.

Bir de okuduğum kitaplardan not almaya başladım. ( Umarım devamı gelir! ) Nevzat Tarhan’ın kitabını özetliyorum şu an.


Bu kadar mı HAYIR! Bir de dört dergi var şu an elimde :).

Onları da ayrı gönderi yapayım bari...

( Aynı anda farklı şeyler okumak elbette konsantrasyon açısından çok iyi değil. Ama bazen birinden bunalıyorum 1-2 hafta elime almıyorum. E o sırada boş mu durayım? Boş durmaktansa başka başka kitaplar, dergiler…)