blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2017 Perşembe

Blogumuza Sahip Çıkalım!

Selamlar, bugün bir vesileyle uzun zamandır ayrı kaldığım bloguma girdim. Ta 2010 senesine kadar gittim, eski yazdıklarımı okudum. İşin aslı çok da beğendim :) İnsan ne yazdığını unutuyor bunca yıl geçince. En çok da neyi beğendim biliyor musunuz içimden geldiği gibi yazıvermişim, ona bayıldım! Buraya yazmadığım süreçte çok yerlere yazdım dergiler, web sayfaları, kitap bölümleri... Hatta yakında inşallah kendi kitabım da çıkacak :) ama işte diyorum ya hep bir kontrol mekanizması, bir 'aman ne derler?' düşüncesi.( Aç parantez. Bu cümleyi Master tezimi yazarken görüştüğüm Rasim Özdenören sarfetmişti... Bu sözsüz baskından kurtulmak için Mavera dergisini çıkarmaya karar verdiklerini söylemişti... Kapa parantez).

İşte bu anlamda bloglar özgür ortam. Diğer yazılarımda genelde konu belli, kazanım belli, hedef kitle belli, kontrol mekanizması her daim fazlasıyla mevcut... Kurallar kurallar, sıkıldım valla. Hele iki gündür bir akademik makale ile boğuşuyorum, şu APA sistemi canımı okudu, pilimi bitirdi, omuzumda kuluç yaptı, tutuldum kaldım...

En iyisi buraya yazmak yaw. Soranı yok edeni yok. İsteyen okur, istemeyen zaten okumaz.

Bence bloglara ve blogerlara sahip çıkalım. Arada espri yaptığıma bakmayın gayet ciddiyim.

25 Haziran 2014 Çarşamba

İtirazım Var / Mahalle Baskısı

Konuyla alakasız olarak Amasra'dan bir fotoğraf ile başlayalım :)Foto by ABDT :)

Ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı buraya. Çok yoğun gündemlerim olduğunu ve buraya yazmadığım süreçte dunyabizim.com’a pek çok defa yazdığımı da belirteyim de bari hafifletici sebep olsun :) . Buraya yazmadığım süreçte neler yaptım neler… Ama şimdi asıl konumuza dönelim. Kafamda yazılacak ana başlıklar çok. Bismillah diyelim başlayalım.

Blogdan uzak kaldım ama facebook ve instagram gibi sosyal medyada çoğu kez İZLEYİCİ konumunda da olsam gayet aktifim. Daha önce bir yazı yazmıştım EMR-İ BİL MA’RUF NEHY-İ ANİL MÜNKER üzerine. İşte bunun sosyal medyaya bakan yönü üzerinde durmak istiyorum.

İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak bir müminin görevlerinden değil mi? Bir Müslümanın gördüğü kötülüğü ELİ ile bunu gücü yetmezse DİLİ ile düzeltmeli değil mi? Bunlara da gücü yetmezse kalben nefret etmesi gerekmiyor mu?

Biz çoğu zaman EL ve DİL kısmını atlıyoruz sanki, direk kalbe geçiyoruz. Bunu hem görsel işitsel medya hem sosyal medya için kastediyorum.

Somutlaştırırsak sözümona tesettürlü bir kardeşimizin tesettür kavramıyla zıt olan giyimi ile, fotoğraf pozları ile karşılaşıyoruz. Bunları uygun bir lisanla uyarmamız gerekmez mi?

Şahane hazırlanmış sofralar paylaşılıyor boy boy. Kullanılan yemek takımlarındaki lükslük israf, o yemekleri hazırlarken harcanan vakit israf, onları yiyenlerin ve fotoyu görenlerin nefsini körüklemesi yönünden yanlış, gelen misafire bir nevi gösteriş yapıldığı için uygun değil ve daha pek çok sebep. İşte bunları münasip bir dille uyarmamız gerekmez mi?

Bize düşen din kardeşi olarak ikaz etmek. En azından kendimize düşeni yapmak…

Geçenlerde (isim de veriyorum açıkça) ALA DERGİSİ’nin instagram hesabında başörtülü mankenin nahoş bir pozunu gördüm. Ve böyle bir pozun başörtülü bir mankene verdirilmemesi gerektiğini belirten bir yorum yazdım. Ne mi oldu? ENGELLENDİM kıymetli ALA dergisince. PekALA başka ne oldu ben bu yorumu yazınca? Millet bir anda hidayete fana mı geldi, ALA dergisi yayın çizgisini mi değiştirdi? Elbette ki hayır. Ama benim gibi yüzlerce, binlerce kişi aynı tepkiyi gösterse NEDEN OLMASIN??? Denizde bir damla sadece benim yorumum. Ama yine de o fotoğrafın altına yazılan “Harika bir etek ben de istiyorum. Süper çanta nerde satılıyor?” gibi yorumların arasında farklı bir ses oldu. Kendi kendilerine kurdukları hayal dünyası biraz sarsıldı bekli de. Dokuz köyden kovulan doğrucu oldu. Rahatsız ettim. Oyun bozan oldum. Ve en önemlisi kendi çapımda üstüme düşen vazifeyi yaptım. Sorumluluğu üzerimden attım.

Ne yazık ki internet alemi NE GİYDİM, NE YEDİM, NASIL EĞLENDİM, AHAN DA ÇOK MUTLUYUM, BEN ÇOK BECERİKLİYİM İŞTE BU DA YAPTIĞIM YAŞPASTA mekanına dönüşüyor gün be gün…

Ne yapsak bir trol ekibi mi kursak? Bu tür kişilere/ kurumlara topluca eleştiri yorumları mı atsak? :)

Şaka bir yana ben biraz da MAHALLE BASKISIndan yanayım. Artık öyle özgür, öyle hoşgörülü olduk ki… Hem gerçek yaşamda hem de sanalda. Kimse kimsenin bir şeyine karışmıyor… Yaşasın mahalle baskısı! Yaşasın EMR-İ BİL MA’RUF, NEHY-İ ANİL MÜNKER!

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Ülkem Kadınlarının Blog Çılgınlığı


Blogları geziyorum zaman zaman, ne hoş ve orjinal kadınlar var ülkemde diye mutlu oluyorum. İnternet insanların kendini, yeteneklerini sergilemesi ve geliştirmesi için büyük bir imkan sunuyor bence. Marifet iltifata tabiidir sözüne binaen bloglara gelen tepkiler insanları daha güzelini yapmaya yönlendiriyor...

Dikkatimi çeken bir şey de niye hep kadınların blogları var? Ya da ben hep ilgi alanıma binaen hep kadınların bloglarını mı buluyorum? Ya da günümüz konu komşu kavramı olmayan, akrabalarından uzakta oturan, eve kapanmış kadınlarımız sosyalliklerini bloglar üzerinden mi sürdürüyor?

Benim esas söyleyeceğim şu ki genelde gezdiği bloglar el işleri, anne- bebek, moda, yemek gibi biz kadınlara cazip gelen yerler. Bazen de felsefî ve edebî takılanlara takılıyorum. Ama ben bu başlıkların herhangi birisi altında bir bloga sahip olabileceğimi düşünmüyorum.

Bu başlıkların ( pratik ve özgün tasarımlar, anne- bebek, yemek, moda, felsefe vb.) hepsi hayatımda az çok yer tutuyor ve ilgimi çekiyor ama hakkında bir blog yapsam sıkılır, daralır “Of aman bee hayat sadece bundan mı ibaret?” derim.

Mesela şu an belki en çok ilgimi çeken anne- bebek konusu olur ( 3 aylık oğluşum var çünkü) ama o bile bayar. AAA bu gün yeşil kaka yaptı, dün ilk defa AGU dedi, GAK dedi GUK dedi, ilk tatil, ilk diş, ilk bilmem ne... Elbette ben de normal bir anne gibi oğluşumun tüm ilklerini büyük bir heyecan ile takip ediyorum ama bunların çok da abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Ha 1 ay öne konuşmuş ha sonra ne fark eder. Bakın etrafınıza tüm insanlar konuşuyor! Eninde sonunda ( Allah’ın izniyle) konuşacak zaten. Bu tür fiziksel ve duyuşsal gelişimleri abartmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Ben blogumda anne- çocuk başlığına şu şekillerde değinirim
1- Gerçekten birilerine yararlı olacağını düşündüğüm hususlarda, yön gösterici olacak tarzda yaşadığım hadiselere yer vererek
2- Çocuğun ahlakî ve duygusal gelişimi ile ilgili olarak

Şimdi bana denilebilir ki bir söylediklerine bak bir de yaptığına... Tutmuş http://tesetturgelinlik.blogspot.com/ diye blog yapmışsın. Onun kuruşunu hemen anlatayım. Evlilik hazırlığında iken kendi bilgisayarıma öyle çok tesettür gelin başı fotoğrafı yüklemiştim ki kendimce bir arşiv oluşmuştu. Ben uğraştım bari işe yarasın diye bunu insanlarla paylaşmak istedim. O zaman böyle google görseller falan da yoktu. Emek verdim yani epeyce . Sonra da “insanlar düğünlerinde baş açmaya özenmesinler, onlara güzel örnekler sunayım” gibi bir felsefeyle devam etti. Çok da aktif değilim zaten o blogta. Üstüne düşsem çok daha süper olabilirdi.
Hayatımın pek çok noktası olduğu gibi bu da bir noktası idi. Nişanlandım, evlendim, çok yakınlarımın düğünlerine katıldım dolayısıyla hayatta az da olsa yeri olan bir gerçek bu. Tesettür gelin başları şu an benim ilgi alanıma girmese de biliyorum ki benim 3 sene önce yaşadığım heyecan ve telaşeyi şimdi yaşayanlar var ve onlara fikir verebilirim belki. İşte bol eleştiriye açık olabilecek blogumun hikâyesi bu.

29 Haziran 2008 Pazar

Bismillahirrahmanirrahîm

Çok öncelerden beri aklımda olan, bir ara teşebbüs edip geri bıraktığım bir iş bu... Hayatı anlamaya dair düşüncelerimi; beni etkileyen ve diğer insanlarla paylaşılmaya değer gördüğüm bazı hadiselri anlatma ve yorumlama niyetindeyim. Ama bu sayfayı yapmanın gerekli olup olmadığı bile benim için başlıca bir problem. Ben çok mu bilge bir kimseyim de insanlar benim tecrübelerimden faydalansın? Yoksa bu kendini beğenmişlik, kendine hakettiğinden fazla değer vermek mi? Yoksa bu bir kendini gösterme çabası mı? Peki içinde ne oranda enaniyet taşıyor? vb... Bu sorularım hala cevapsız ama ben bu sayfayı yapıyorum nedense??? Sizce bu blog modasının nedeni nedir? Herkes söz söyleme yetisinde mi ki? Ağzı olan konuşuyor mu yoksa? Az söylemek öz söylemek mi, çok söyleyip azıcığının mantıklı olması mı?