Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2012 Cuma

Ne Okuyorum?


Annemin tavsiyesi üzerine okumaya başladığım kitabın kapağı sanki 60-70 yıl öncesinden kalmış gibi. Kitabın arkasında 20.000 TL etiketini görünce " 20 tl olduğuna göre yeni baskı bir kitapmış yaw?" diye düşündüm. Tabi bir de bol sıfırlı mazi geldi aklıma :)

Bir otobiyografi, yaşanmış bir hayat öyküsü bizzat yaşayanın ağzından...Başta Osmanlı'ya tam bağlı bir çocuk olan Şevket Süreyya Aydemir, sonrasında tam Türk Milliyetçisi oluyor, TURAN ülküsü peşinde koşmaya başlıyor. Ben şimdi o kısımdayım. İleride Moskova'ya gidecek ve solcu olacakmış ama olsun n'palaım :). Bir devrin canlı şahidi olması açısından güzel ve akıcı bir kitap.

480 sayfa olan kitabın 120. sayfasındayım. Biraz kalınca bir kitap ama hızlı ilerliyor, tabi okuyunca :)

24 Şubat 2012 Cuma

Gavurca Merakı



Gerekli gereksiz her yerde gavurcanın kullanılmasına şiddetle karşıyım. Bir alışveriş merkezine gidiyorum herşey gavurca! Hangi ülkede yaşıyoruz belli değil. Ben kendi özel hayatımda buna dikkat etmeye çalışıyorum. En basiti konuşurken (arada dilimden kaçsa da) yabancı kelime kullanmamaya çalışıyorum. Bununla ilgili bir de yazı yazmıştım önceleri.

Bir diğeri de üzerinde gavurca yazılı kıyafetler, dekorasyon eşyaları, kumaşlar, takılar vb. almıyorum. Veya da almamaya çalışıyorum. Kendi kıyafetlerimde bu kuralımı ihlal etmiyorum ama sıra bebeğimin kıyafetlerine gelince iş değişiyor.


Çocuk kıyafetlerinin hemen hepsinin üzerinde GAVURCA YAZI VAR! Kocaman CARS yazmışlar, vay beee ne havalı,ARABALAR yazsa komik olur belki de . SPRING, BE HAPPY, SWEET yazmışlar, İLKBAHAR, MUTLU OL, ŞİRİN yazmıyorlar nedense? Tekstilde bu denli ilerlemiş, ihraç şampiyonu bir ülkenin kendi ülkesi sınırları içerisi için yaptığı üretimler de bile bu denli ÖZENTİ ve KOMPLEKSLİ olması beni çok şaşırtıyor ve üzüyor!



Mesela dekorasyonda da VİNTAGE tarzını çok beğeniyorum. Ama o tarz çoğu eşyanın üzerinde italik narin karakterlerle yazılmış yazılar mevcut ne yazık ki.

NOT: GAVURCA kelimesi bilinçli olarak kullanılmıştır. Bu konularda hiç hoşgörülü değilimdir.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Rumeli Halayı mı, Kürt Halayı mı?

İki gün önce bir yakınımızın kınasındaydım. Annesi Bursalı babası Denizlili olan kızımız, Mardin Nusaybinli Kürt bir delikanlıyla evlendi.

Bursalılarca düğünlerde sevilerek oynanan çok zevkli iki oyun / halay var: RAMO ve DAMAT HALAYI. Ramo ve Damat Halayının orjinalleri yunanca mı, Bulgarca mı bilemiyorum ama yabancı dil. Elbette Türkçe versiyonları da mevcut ikisinin de.

Kınada Damat halayına katılım oldukça yüksekti, damat halayına artık hemen hemen tüm kınalarda rastlıyorum. Ramo’yu ise sadece Bursalı olan yedi kişi oynadık!

Ankara havasız, çekirgesiz eğlence olmaz elbette! Tabii ki KINAYI GETİR ANEEYY demeden de kına yakılmaz! Doğu kökenli bir türkü olan KINAYI GETİRin önce Türkçesi çaldı, sonra erkek tarafının isteği üzerine Şivan Perwer’den aynı türküyü Kürtçe olarak dinledik. Tabi bu arada Kürtçe halaylar da çekildi.


Kınada hepimiz birlikte çekirge de oynadık, damat halayı da çektik, Kürtçe halaylar da çektik! Herkes de gayet mutluydu! Ramo ve Damat halayı yabancı dilde çaldı… Ve ben o ortamdayken bunlar bana gayet DOĞAL geldi. Sonra eve gelince, olaya uzaktan bakınca “ aaa her dilden, her telden, ne güzelmiş yaa” dedim. Kimse de “hadi her dilden çalalım” diye özel bir gayrette değildi, kendiliğin gelişti bu hadise.

Bunları niye mi anlattım? Geyik olsun diye değil elbette. Haberlerden edindiğimiz izlenime göre sanki Türk- Kürt birbirine düşman, birbirlerini bir avuç suda boğacak gibiler! Ama ben günlük hayatta bakıyorum çevreme hiç de öyle bir durum yok! Herkes işinde gücünde… Türk- Kürt okulda sıra arkadaşı da oluyor, apartmanda komşuluk da yapıyor hatta gayet doğal olarak beraber yuva da kuruyor.

Burada anlattığım tek bir örnek değil. Son iki senede beş tane büyükşehirde doğmuş, büyümüş, üniversite mezunu arkadaşım, anneleri Türkçe konuşmayı bilmeyen gençlerle evlendi! Birileri araya fitne sokmaya çalışıyor ama halkta öyle bir problem görmüyorum ben. Kız istemelere gidiliyor, düğünler yapılıp halaylar çekiliyor sonra da bu insanların çocukları oluyor elbette! Bu çiftlerin çocukları Türk veya Kürt milliyetçisi olabilir mi acaba?

Bir nokta da şu; gelin kızımız başörtülüydü, kınada ise hem örtülü hem başı açık pek çok davetli vardı. Yine hep beraber gülüp eğlendik. Medya tarafından bize kasıtlı olarak dayatılan AYRIŞMALAR, GRUPLAŞMALAR günlük hayatta kendine yer bulamıyor.

Kına'dan bir fotoğraf:




Değineceğim bir husus da şu bu müzikler hep bizim toprağımızın nağmeleri yani Osmanlının! Türkiye’nin kültürünü sadece Türkiye toprakları ile sınırlı görmek de çok büyük bir hata. Bizim çok büyük bir mirasımız var hala etkisi az da olsa devam eden…

Bir de hep söylenir ya iletişim olanakları arttıkça dünya küçük bir köy haline geliyor. Ondandır ki şu an DAMAT HALAYI sadece Trakya’da, Rumeli’de değil Türkiye’nin pek çok ilinde oynanmaktadır. Teknolojinin bu imkânları bizim kültürümüzün çeşitliliğinden haberdar olmamızı sağlıyor. Bu çeşitlilik ise bizi ayrışmalara değil zengin bir kültüre sahip olmaya götürüyor.

Bir kına gecesi örneğinde bu konulara somut örneklerle değinmek istedim.


RAMO
http://fizy.com/tr#s/1agu77

DAMAT HALAYI
http://fizy.com/tr#s/124suy

Kınayı Getirin Kürtçesini aradım da adını bilmediğim için bulamadım. Bilen varsa söylesin bir zahmet

28 Eylül 2011 Çarşamba

Yüreğimi Dağladı Bu Haberler


Yaşamını yitirenlere rahmet, kalanlara sabır, katillere ise Allah'tan belalarını vermesini niyaz ediyorum...

Çok acı, çok fena, çok saçma, çok gereksiz ölüm ve yaralanma haberleri...

Bunlar bizi birbirimize düşürmek için yapılıyor. Kürt- Türk diye bizi düşman etmek için kasıtlı yapılıyor. Biliyorum ama... Bilmeme rağmen yine de kışkırıyorum. İnsan bu kadar terör haberini üst üste duyunca hırçınlaşıyor, saldırganlaşıyor... Aman sukuneti elden bırakmayalım. Biz o çapulculara uymayalım... İstediklerini elde edemesinler, bizi birbirimize düşüremesinler inşallah