moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2012 Cuma

Gavurca Merakı



Gerekli gereksiz her yerde gavurcanın kullanılmasına şiddetle karşıyım. Bir alışveriş merkezine gidiyorum herşey gavurca! Hangi ülkede yaşıyoruz belli değil. Ben kendi özel hayatımda buna dikkat etmeye çalışıyorum. En basiti konuşurken (arada dilimden kaçsa da) yabancı kelime kullanmamaya çalışıyorum. Bununla ilgili bir de yazı yazmıştım önceleri.

Bir diğeri de üzerinde gavurca yazılı kıyafetler, dekorasyon eşyaları, kumaşlar, takılar vb. almıyorum. Veya da almamaya çalışıyorum. Kendi kıyafetlerimde bu kuralımı ihlal etmiyorum ama sıra bebeğimin kıyafetlerine gelince iş değişiyor.


Çocuk kıyafetlerinin hemen hepsinin üzerinde GAVURCA YAZI VAR! Kocaman CARS yazmışlar, vay beee ne havalı,ARABALAR yazsa komik olur belki de . SPRING, BE HAPPY, SWEET yazmışlar, İLKBAHAR, MUTLU OL, ŞİRİN yazmıyorlar nedense? Tekstilde bu denli ilerlemiş, ihraç şampiyonu bir ülkenin kendi ülkesi sınırları içerisi için yaptığı üretimler de bile bu denli ÖZENTİ ve KOMPLEKSLİ olması beni çok şaşırtıyor ve üzüyor!



Mesela dekorasyonda da VİNTAGE tarzını çok beğeniyorum. Ama o tarz çoğu eşyanın üzerinde italik narin karakterlerle yazılmış yazılar mevcut ne yazık ki.

NOT: GAVURCA kelimesi bilinçli olarak kullanılmıştır. Bu konularda hiç hoşgörülü değilimdir.

1 Kasım 2011 Salı

İnsanlığımıza Saldıran Reklamlar

Reklam Ahlakı” diye bir kavram var mı bilmiyorum ama olmalı!

Bazı reklamlardaki söylemlerden son derece rahatsız oluyorum. Reklamın amacı ürünü tanıtmak, övmek, hatta baya bir abartarak allayıp pullamaktır. Bunu normal karşılarım elbet.

Ama VAHŞİ KAPİTALİZMi benimseyen tüccarlar ve onların reklam şirketleri daha da ileriye gidiyorlar. İnsanın ruhuna saldırıyorlar! İnsan nefsinin zayıf noktalarını kamçılayarak, insanî özelliklerimiz yerine hayvânî olanı seçmemizi dayatıyorlar.

Bunu yıllardır kapitalizmin kalbi olan AMERİKA ve diğer ecnebî markaları yapıyor zaten. Onların dini imanı para zaten, o yüzden çok da garip gelmiyordu bana bu. Somutlaştırırsak eğer; PEPSİ yıllardır DAHA FAZLASINI İSTE! Diye gazlı içecekle beraber gazı da veriyor bize! İnsanlara tatmin olmamayı, her zaman daha fazlasını istemeyi, günde 3-5 litre PEPSİ içmeyi telkin ediyor.

Bir diğer örnek de LORYAL ( L'oreal) ’in meşhur sloganı ÇÜNKÜ BEN BUNA DEĞERİM! Bu sloganın benim zihnimde canlandırdığı şu. Mesela küçük bir krem alacaksın 75 – 100 TL markası da LORYAL. Ahan da o an diyorsun ki “ Benim kadar özel bir insan, tabii ki de 75 tl lil krem kullanacak! Ben buna değerim! Benim tenim çok kıymetli? Vb. vb.” Adamlar böylece 30 TL lik malı 100TL ye kakalıyor. Bir de üstüne kadıncağız her kremi kullandığında, TVde her reklamı gördüğünde iyice havaya giriyor, kendisinin çok değerli olduğu hususunda. Yani bu marka üründen ziyade PSİKOLOJİK HAL pazarlıyor bence!

Gelelim zurnanın zırt dediği deliğe! Radyoda kulağımı tırmalayan BELLONA reklamına! DAHA AZIYLA YETİNMEYENLERE! Diyor reklamda! Peki sorarım size daha azıyla yetinmek kötü bir şey de, ben mi bilmiyorum? Yoksa bunlar yeni bir İNSANLIK ANLAYIŞI mı oluşturmaya çalışıyorlar. Bir de İDARE EDEMEM diye cırlayan bir kadın vardı bu firmanın reklamlarında (İSTİKBAL)!

Radyo reklamının sonunda bir kadın “ BELLONA BENİM HAKKIM!” diyor bir de üstüne üstlük. Tam bir kocaya çemkirme cümlesi! Kadınları fitliyor resmen bu reklam! Karı- koca ve her türlü kadın- erkek ilişkisinde feminist ötesi bir tutum benimseyen ben bile bu kadarını çoook fazla buluyorum.



Bizim kültürümüzde ve dinimizde İDARE ETMEK, AZLA YETİNMEYİ BİLMEK büyük erdemlerdendir. Hatta sadece bizim dinimizde değil hemen hemen tüm dinlerde ortak paydadır bu! Çünkü insan ruhu bunu ister lakin nefsi istemez!

İnsan ruhu fakire yardım edince huzur bulur, israf ve şatafatta sıkılır, bunalır! İnsan nefsi ise harcadıkça harcamak ister. Eşyaya sahip oldukça haz duyar insan. Fakat HUZUR ve HAZ farklı kavramlardır.

BELLONA, AYAKKABI DÜNYASI gibi bu ülkenin bağrından kopmuş firmaların insan fıtratına saldıran, nefsi azgınlaştırmaya yönelik reklamları bana çok dokunuyor ve bu markalardan soğumama neden oluyor. Bu reklamlar bende ters etki yapıyor!

Gavur zaten gavurluğunun gereğini yapıyor da bizimkiler ne yapıyor? Acaba kendilerine dönüp sordular mı bu soruyu hiç? Para kazanmaksa mesele tüm yollar mübah mıdır?

Farkında olmasak da etraf EN İYİSİNİ HAKETTİĞİNİ iddia eden insanlarla dolu… Ve bu beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik sorunu da barındırıyor ki bu ayrı bir yazı konusu.


Bülen Akyürek’in şu sözü cuk olacak buraya “ Huzur İslamda, konfor cennette!”.

Konforu “BİR de yetmez ÜÇ tane, ÜÇ de yetmez BEŞ tane…” şarkısıyla coşarak BELLONA’da arayanlara duyrulur!

24 Ekim 2011 Pazartesi

Ne, Ne Kadar Önemli???



Bazı durumlarda hayatta önemsediğimiz pek çok şeyin ne denli önemsiz olduğunu idrak ediyoruz aslında… Buna o kadar çok örnek verebilirim ki. Bunu hisseden tek ben değilim, hemen herkes benzer duyguları hisseder diye düşünüyorum.

Konuyla ilgili somut örnek vereyim hemen. Giyimde olsun, ev dekorasyonunda olsun renk ve tarz uyumuna dikkat etmeye çalışırım. Yeni bir şey alacağımda çok zorlanırım bu yüzden… Ayrıntılar önemlidir ve güzellik ayrıntılarla ortaya çıkar diye düşünürüm vb.

Ama…..

Van’daki depremi görüyorsun, iskambil kağıdı gibi binaların katlarını görüyorsun… Düşünüyorum, o evlerde de benim gibi renk uyumuna dikkat eden, zor beğenen kimseler vardı elbet… Şimdi acaba umurlarında mı koltuğu ile halısının renk tonunun tam tutmaması? Kıyafeti ile çorabının biraz uyumsuz olması? İşte bu gibi şeyler…



Hayatta bazı şeylere gerektiğinden fazla önem, dikkat, emek ve para veriyoruz! Arada kendi kendimize silkelenmemiz gerek!

Ne demiş Yüce Yaratan bize hitabında:

"Bu dünya hayatı, bir oyundan-eğlenceden ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir; ama ahiret hayatı Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için çok daha güzeldir. Öyleyse aklınızı kullanmaz mısınız?"

En’âm / 32

18 Mayıs 2010 Salı

hoşuma gitti



Şu an bana çok hitap eden ürünler değil bunlar. ama ortaokul yıllarımı düşünüyorum da... 28 şubat'ı dolu dolu yaşadığımız, kanımızın kaynadığı yılları... hani tişörte fotoğraf baskısı yapılıyor ya, o zamanlar yeni çıkmıştı bunlar. ben o zaman eşarbımın arkasına eşarpla ilgili yazılar yazdırmayı planlamıştım. annem ise zaten başörtüsü takmamın yeterli bir cevap (ve kapak)olduğunu belirtmişti. tabi o zamanlar argoda bu KAPAK kelimesi de yoktu.

O dönemde bu tarz ürünler olsaydı kullanırdım galiba. en azından biraz hararetimi alırdı ve beni görüp gıcık olanlar daha da çok gıcık olurlardı o halime... ben de daha çok mutlu olurdum :)

Sonuçta gençler üzerinde KİSS ME vb. yazılı tişörtler giyiyorlar. onları giyeceklerine bunları giysinler daha iyi değil mi?

"aaa bunları da giymesinler efendim!!! uslu uslu hiç yazısız şeyler giysinler, etliye sütlüye karışmasınlar!" dyebilir ana babalar. ama çocuklar ana babaların sanki her istediklerini yapmaktalar???

yasaklamak çözüm değildir. İlla ki birşeyden men edecekseniz ona bir alternatif sunmalısınız. eğer başka bir seçenek yoksa bu yasak isyanla sonuçlanır. Eğer benim evladım isyan etmez diyorsanız daha FENA, demek ki o da sıradan bir KOYUN haline gelmiş demektir hafazanallah!

( adamın türk olması da ayrıca gururlandırdı beni içten içe. ne alakaysa?^+%&?? demek ki milliyetçilik denen şey kabul etmek istemesek de az buçuk hepimizi etkiliyor. Ama elbette ki Müslüman gençler adına bir şeyler yapıyor olması can alıcı nokta!)

( yaramazlık yapmayan çocuktan, isyan etmeyen gençten korkulması lazım gelir zannımca)