Hayatı anlayarak yaşamaya çalıştığım bu dünyada, bir nevi yazarak olayları daha iyi anlamlandırma yeri burası benim için.Düşündüklerim, kendimce tespitlerim, olumlu ve olumsuz olarak etkilendiğim hadiseler...
ihh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ocak 2013 Cumartesi
Bir kitap, Bir ülke
Hiç yazmamaktansa az da olsa yazmak en iyisi. Yoksa bu blog kapanır gider...
Okudum kitap Pınar yayınlarından Mazlum-Der ve İHH gibi kuruluşlarla tabir-i caizse dünya turuna çıkan evli barklı, çoluk çocuklu bir hanımın( Demet Tezcan) gezi notları : Yola Düşünce
Uzun ve devrik cümleleri bazen ikinci kez okumak zorunda kalsam da güzel bir kitap. Birinci ağızdan oraları dinlemek... İçimde hep bir uhtedir böyle aktivist olup diyar diyar gezmek! Belki de o yüzden beğendim bu kitabı.
İçinde pek çok ülke ve şehir hikayesi barındıran kitapta şimdilik en çok etkilendiğim CİBUTİ adlı ülke.
Adını ilk defa duyduğum bu ülke Afrika'da, güya bağımsız yani tam bir Fransız sömürgesi. Ayrıca 11 Eylül sonrası ABD en büyük askeri üslerinden birini oraya kurmuş. Halk ise yoksulun en yoksulu.......
CİBUTİ halkı ise çaresizce kabullenmiş durumu, hiç bir eleştiri faaliyeti yokmuş... Ne acı! Çokça düşünülmesi ve çalışılması gereken bir konu, bütün Müslümanlar için!
15 Şubat 2012 Çarşamba
Ne Okuyorum: Mavi Marmara Risalesi
"Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır?" kitabından sonra bir Bülent AKYÜREK kitabı daha okuyayım dedim. Şu meşhur İHH'nın Mavi Marmara Yardım Gemisi üzerine bir kitap. Yarısındayım. Beğendim. Tavsiye ederim.
Herkesin mizacı, tarzı farklıdır elbet. Bana hitap ediyor Bülent Akyürek'in uslübu. Sert, kesin, keskin, biraz espirili, biraz damardan kısacası harbi bir tarzı var.
Her kitapta tasvip ettiğim etmediğim görüşler çıkar genelde. Toptancı bakmam eserlere, kişilere. Şimdilik Bülent Akyürek'in benim düşünceme çok ters gelecek bir görüşüne rastlamadım. Onda kendimi bulduğum için beğendim belkide. Bizim CAFCAF'ta da yazıyor kendileri.
Bu kadar lakırdıdan sonra merak eden olursa ahan da bu da sitesi :)
http://www.bulentakyurek.org/
6 Kasım 2011 Pazar
Her Yıl Aynı Terane
Yine geldik bir kurban bayramına çok şükür. TV izlemediğim için bilmiyorum ama tahmin ediyorum haberleri! Bu akşam dizileriyle meşhur TV kanallarındaki haber bültenleri gözümün önünde canlanıyor. Kaçan boğalar, itilip kakılan koçlar, kanlar, sokak ortasında, yol kenarında kurban kesen birkaç cahil insan! İşte her yıl ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan aynı haberler… Ha bir de hayvan hakları adına, çağdaşlık(!) adına kurban ibadetine saldıranlar vb. Tek tek değineceğim hepsine!

1)
Hangi ilmihali açsanız hangi hocaya sorsanız size “ Kurban edilecek hayvanı asla incitmemeniz gerektiğini, hayvana kötü muamelenin ibadet şuuruyla ve İslam bakış açısıyla asla ötüşmeyeceğini örnekleriyle anlatır! Kurban sonrası kesim mahallinin temizlenmesi de İslam’ın bize emrettiği bir diğer güzellik ve gerekliliktir. Biz Müslümanlar şunu biliriz ki “ İtilip kakılan hayvan mahşerde bizden hakkını alacaktır!” ve biz temizliği imanın yarısı sayar ve bir Müslümana yakışır şekilde yaparız kurban sonrası temizliği. Allah’ın bizden istediği KURBAN İBADETİ sadece hayvan kesmek değildir. Başıyla, sonuyla bir bütündür!
Fakat her zaman, her durumda elbet çıkar kuralları bilmeyenler, kurallara uymayanlar! Her okulda vardır elbet sigara içen öğrenci! Her din mensubundan çıkar elbet adam öldüren! Biz kurallara kaidelere mi bakacağız yoksa kuraldışı olan üç beş kendini bilmeze mi?
İşte TV kanallarının yaptığı bu! İbadetini hakkıyla yapan binlerce insanı görmezden gelip, İslama göre hareket etmeyenleri ekrana taşımak! Kimse kıvırmasın, ben bunda art niyet görüyorum açık açık!
2)
Bazı sözde çağdaşlar! “hayvanlara yazık ama…” diyorlar. Bunları diyenlerin haftalık yemek listesine göz atsak kaç öğün et çıkar acaba? Üç mü beş mi belki de yedi! Bu ülkede evine kurban bayramı gelse de et yiyebilsek diye bekleyen garibanlar da çok sayın sözde çağdaşlar!
3)
Marketteki kuşbaşı, pirzola, sosis, salam hayvanlar kesilmeden mi o raflara gelmiş oluyor? Göz görmeyince gönül katlanır deyip kendinizi mi kandırıyorsunuz yoksa sayın sözde çağdaşlar?
Bu hayvanlar kesilmek ve yenmek için yaratılmış ve yetiştirilmiş! Bugün kesilmese yarın kesilecek… Ve siz afiyetle yiyeceksiniz… Size koyan bu kesim işleminin TEKBİRlerle mi yapılması yoksa? Siz KURBAN kesimine değil de İSLAM’a mı karşısısız yoksa? Sıkılmayın, söyleyin açıkça!
Siz hindileri yılbaşında yerken, güzelim çam ağaçlarını keserken niçin “yazık ama…” olmuyor merak ediyorum?

4)
Allah’ın da çok umrundaydı senin kurban kesip kesmemen!!! İsterse tüm dünya Allah’a karşı çıksın, isterse dünyada bir kul bile kurban kesmesin. O yine Allah’tır, Kurban yine de bir ibadettir!
Yaratan ne diyor Kitab’ında:
“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” HAC 37
Bunlar bir nevi sembolik ibadetler. Eti yiyecek sensin, Allah’ın bunda bir kazancı yok! Maksat imtihan olsun, akla kara meydana çıksın ( ki çıktığını aşikâr olarak görmekteyiz.)
5)
İlla herkes eline bıçağı alacak hayvanı kesecek diye bir şart yok. Kurban ibadeti günümüz şartlarına göre gayet güzel organizasyonlarla sürdürülmekte.
Ben uğraşamam etle metle diyorsanız uğraşmayın! Bağışlayın İHH’ya, Deniz Feneri’ne, Cansuyu’na vd. ulaşsın ihtiyaç sahiplerine. Van’da kesilsin, Somali’de kesilsin kurbanınız! Yok ben uğraşmayayım ama eve et de girsin diyorsanız o seçenekler de mevcut! ( Biz yıllardır öyle yapıyoruz. Eve sadece et geliyor.)

İslam dinine karşı çıkmayı gözleri yemeyen, bu karşı çıkışı ibadetler üzerinden yapmaya çalışanları şiddetle kınıyor, tüm Müslüman kardeşlerimin bayramını da kutluyorum. BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN!
NOT: Elbette kurban kesimini çocuklara göstermemek lazım, kaç yaşında çocukların buna şahit olacağı hakkında pedagoglar bilgi veriyor zaten. Çocuklara, onların seviyesine ve psikolojisine göre kurban ibadeti anlatılmalıdır.

1)
Hangi ilmihali açsanız hangi hocaya sorsanız size “ Kurban edilecek hayvanı asla incitmemeniz gerektiğini, hayvana kötü muamelenin ibadet şuuruyla ve İslam bakış açısıyla asla ötüşmeyeceğini örnekleriyle anlatır! Kurban sonrası kesim mahallinin temizlenmesi de İslam’ın bize emrettiği bir diğer güzellik ve gerekliliktir. Biz Müslümanlar şunu biliriz ki “ İtilip kakılan hayvan mahşerde bizden hakkını alacaktır!” ve biz temizliği imanın yarısı sayar ve bir Müslümana yakışır şekilde yaparız kurban sonrası temizliği. Allah’ın bizden istediği KURBAN İBADETİ sadece hayvan kesmek değildir. Başıyla, sonuyla bir bütündür!
Fakat her zaman, her durumda elbet çıkar kuralları bilmeyenler, kurallara uymayanlar! Her okulda vardır elbet sigara içen öğrenci! Her din mensubundan çıkar elbet adam öldüren! Biz kurallara kaidelere mi bakacağız yoksa kuraldışı olan üç beş kendini bilmeze mi?
İşte TV kanallarının yaptığı bu! İbadetini hakkıyla yapan binlerce insanı görmezden gelip, İslama göre hareket etmeyenleri ekrana taşımak! Kimse kıvırmasın, ben bunda art niyet görüyorum açık açık!
2)
Bazı sözde çağdaşlar! “hayvanlara yazık ama…” diyorlar. Bunları diyenlerin haftalık yemek listesine göz atsak kaç öğün et çıkar acaba? Üç mü beş mi belki de yedi! Bu ülkede evine kurban bayramı gelse de et yiyebilsek diye bekleyen garibanlar da çok sayın sözde çağdaşlar!
3)
Marketteki kuşbaşı, pirzola, sosis, salam hayvanlar kesilmeden mi o raflara gelmiş oluyor? Göz görmeyince gönül katlanır deyip kendinizi mi kandırıyorsunuz yoksa sayın sözde çağdaşlar?
Bu hayvanlar kesilmek ve yenmek için yaratılmış ve yetiştirilmiş! Bugün kesilmese yarın kesilecek… Ve siz afiyetle yiyeceksiniz… Size koyan bu kesim işleminin TEKBİRlerle mi yapılması yoksa? Siz KURBAN kesimine değil de İSLAM’a mı karşısısız yoksa? Sıkılmayın, söyleyin açıkça!
Siz hindileri yılbaşında yerken, güzelim çam ağaçlarını keserken niçin “yazık ama…” olmuyor merak ediyorum?

4)
Allah’ın da çok umrundaydı senin kurban kesip kesmemen!!! İsterse tüm dünya Allah’a karşı çıksın, isterse dünyada bir kul bile kurban kesmesin. O yine Allah’tır, Kurban yine de bir ibadettir!
Yaratan ne diyor Kitab’ında:
“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” HAC 37
Bunlar bir nevi sembolik ibadetler. Eti yiyecek sensin, Allah’ın bunda bir kazancı yok! Maksat imtihan olsun, akla kara meydana çıksın ( ki çıktığını aşikâr olarak görmekteyiz.)
5)
İlla herkes eline bıçağı alacak hayvanı kesecek diye bir şart yok. Kurban ibadeti günümüz şartlarına göre gayet güzel organizasyonlarla sürdürülmekte.
Ben uğraşamam etle metle diyorsanız uğraşmayın! Bağışlayın İHH’ya, Deniz Feneri’ne, Cansuyu’na vd. ulaşsın ihtiyaç sahiplerine. Van’da kesilsin, Somali’de kesilsin kurbanınız! Yok ben uğraşmayayım ama eve et de girsin diyorsanız o seçenekler de mevcut! ( Biz yıllardır öyle yapıyoruz. Eve sadece et geliyor.)

İslam dinine karşı çıkmayı gözleri yemeyen, bu karşı çıkışı ibadetler üzerinden yapmaya çalışanları şiddetle kınıyor, tüm Müslüman kardeşlerimin bayramını da kutluyorum. BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN!
NOT: Elbette kurban kesimini çocuklara göstermemek lazım, kaç yaşında çocukların buna şahit olacağı hakkında pedagoglar bilgi veriyor zaten. Çocuklara, onların seviyesine ve psikolojisine göre kurban ibadeti anlatılmalıdır.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Somalili Bebek Ölüyor! DUYUYOR musunuz yoksa UYUYOR musunuz?

Somali’deki kıtlık ve açlık hepimizce malum. Bu tür hadiseleri eskiden de hassasiyetle karşılardım ama anne olduktan sonra bu hassasiyetim tavan yaptı.
Ben “ Allah’ım n’olur sütüm kesilmesin de oğlumu iki yıl emzireyim!” diye dua ediyorum ki sütüm kesilse n’olur? Mareketler günlük, uzun ömürlü, tam yağlı, yarım yağlı, vitamin katkılı vb. sütlerle dolu. Bebek mamalarının çeşitleri ise saymakla bitmez. Diğer tarafta ise kaburga kemikleri sayılan, yüzü kafatasının sardığı deriden ibaret olan bebekler, çocuklar…
Ramazan geldi, hoş geldi. Açlığı, susuzluğu iliklerimize kadar hissetmek için ne büyük fırsat ağustos sıcağında oruç tutmak! Hissetmek ve yardım etmek…
Yoksa kuru kuruya hissetmek, mükellef iftar sofralarında çatlayasıya kadar yedikten sonra “Olmayanlara da ver Allah’ım!” diye dua etmek ne ola ki? Timsah gözyaşları gibi bir şey mi?
Körler sağırlar birbirini ağırlar tarzı iftar davetlerine KARŞIYIM! Bu davetlerde israfın, gösterişin, enaniyetin varlığı aşikar!
İlaki eşimi dostumu iftara davet etmek istiyorum diyorsanız bir öneri; aklınızdaki menüden 1-2 çeşit daha az yapın ve o yapmadığınız yemeklerin maliyetini SOMALİ’ye gönderin, bunu da misafirlerinize söyleyin ki hem onlara örnek olun hem de yardıma özendirin.
DİYANET ve yardım dernekleri kampanlayalar başlattı. SMS atması gerçekten çok kolay. Ama 3-5 SMS bence yeterli değil. Ya bankadan veya netten kredi kartı ile yardımda bulunmalı. Ya da aklına geldikçe bol bol kısa mesaj atmalı!
İnsan olmak kolay değil. Hassasiyet ister, sorumluluk ister, empati ister. Hele bir de MÜSLÜMANIM diyorsanız tüm dünyaya, tüm canlılara karşı sorumlusunuz RAB katında. “Aldırma da geç git” diyemezsiniz… Hele bir de RAMAZAN ayında iseniz bir vereceğinize on vermelisiniz muhtaca. Zira Rabbimiz Ramazan’da öyle yapıyor. Sevapları çarpıp çarpıp veriyor!
5 TL BAĞIŞ YAPMANIN YOLU
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
1 Ağustos’tan itibaren başlayacak olan uygulama ile bütün operatörlerden “AFRIKA” yazıp 5601’e gönderilecek olan SMS’ler 5 TL karşılığında olacak, 3 SMS gönderildiğinde bir fitre bir iftar parası verilmiş olacak.
www.diyanet.gov.tr
İHH
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA faturalı hatlardan “SOMALI” yazıp 3072′ye SMS göndererek 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.
www.ihh.org.tr
Kimse Yok Mu Derneği
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA tüm hatlardan “ACLIK” yazıp 5777`ye SMS göndererek, 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.
www.kimseyokmu.org.tr
Deniz Feneri Derneği
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA’nın tüm faturalı ve kontörlü hatlarından 5560′a boş SMS göndererek 5 TL bağışlayabilirsiniz.
www.denizfeneri.org.tr
10 Haziran 2010 Perşembe
Mavi Marmara'daki şehitlerin şehadet marşı
Erkeklerin çoğunun sakallı olması ve orta yaşlı olması dikkat çekici.
Sakal belki bir ayrıntıdır, olmazsa olmaz değildir İslamı yaşamak adına ama dış görünüş olarak başörtüsü gibidir. Nasıl ki biz başörtümüzle anında kimliğimizi ortaya koyuyor ve ona göre muamele görüyorsak sakallılar için de aynısı geçerli. Bundan dolayı sakallı olmanın özel bir anlamı var bence.
Orta yaşlı olmaları hakkındaki görüşüm ise şöyle: genelde bu tarz aktivitelere kanıkaynayan gençlik ön planda katılır. YAşları gereği heyecanlıdırşar, radikladirler, tehlikeyi göze alırlar... Ama orta yaşlı insanlar daha temlinli olur, aile ve çoluk çocuk sorumluluğu taşır çünkü pek çoğu. Burada yaş ortalamasının yüksek olması bu organizasyonun geçici heveslerle yapılmış bir gövde gösterisi değil, sağlam temellere oturan bir fikriyatın ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Ve bu insanların çoğu ulvî bir amaç için gerekirse çoluk çocuğu Allah'a emanet edip son nefesi vermeye hazır olan kimselerdir.
( İmama Hatipte iken kat sayı engeli yüzünden bazen hiç üniversiteye gidemiyeceğimi düşünür ve o eğer öyle olursa İHH'da gönüllü olarak çalışırım, diğer ülkelerdeki yardım faaliyetlerine katılırım diye hayal kurar mutlu olurdum... Üniversiteyi kazandık, devlet babanın memuru olduk, adımımızı izinsiz Ankara dışına bile atamaz olduk...)
28 Aralık 2008 Pazar
Yine İsrail...

Uzun zaman sonra nete girebildim. Kafam karışık. Söylenecek şey çok ama söylemek ne kadar anlamlı? Dün İsrail Gazze'ye saldırmış Elden ne gelir Facebook'ta ki gruplara üye olmaktan başka... Veya bugün ki protesto eylemlerine katılmaktan başka veya İsrail mallarını almamaktan başka, veya İHH'ya para yollamaktan başka???
********
Çarşaf getir giyeyim,
Baykala görüneyim
Şu medyanın önünde,
CHP'ye gireyim...
********
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
