yardım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yardım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2012 Perşembe

Biz Hala Konforlu, Sıcak Evimizdeyiz Ya Başkaları?...


İlk defa bir habere karşısında bu kadar acı hissettim, suçluluk hissettim!
26 yaşındaki anne çocukları üşüyor. Elindeki 6 lira ile odun almaya gidiyor… Araba lastiğini kesip yakmaya çalışıyor olmuyor… Oğlunun eline ısınması için saç kurutma makinasını verip yan odada kendini asıyor. 2 çocuk, biri yedi aylık! Masum her şeyden habersiz uyuyor…

Bu olaydan hepimiz sorumluyuz! Tüm Türkiye hatta tüm dünya! Ve belki bu olayın benzerleri yaşanıyor pek çok yerde! Biz ise keyfimizde sefamızdayız. Kaloriferli evlerimizde, kablosuz internetimizden bloglarımızı güncelliyoruz……..

Allah affeder bu anneyi inşallah. Ben affedeceğini ümit ediyorum. Evet intihar affı olmayan bir suçtur ama ben o esnada o gencecik annenin bir kriz anı yaşadığını, aklının başında olmadığını düşünüyorum! Aklı başında olmayanın ise günahı olmaz güzel dinimizde. Başka türlüsü olmaz zaten! Sana muhtaç iki çocuk, soğuk ev, üç gündür yemek pişmemiş, elde var altı lira! Rabbim taksiratını affetsin! Evlatlarına hayırlı bir gelecek nasip etsin inşallah!

BEN NE YAPABİLİRİM Kİ? mi diyoruz? Evet belki direkt o anneye ulaşamazdık, ondan haberdar olmazdık ama onun benzerlerine ulaşabiliriz! Ve Allah bize sorar ahrette SOĞUKTAN AĞLAYAN BEBEKLER VARKEN SEN EVİNİ DEKOR ETMENİN PEŞİNDEYDİN diye…. Hesabımız zor hem de çooook zor!

Sadaka, sadaka, sadaka! Bol bol, çok çok, canımızı acıtasıya vermemiz lazım! Nefsimize ağır gelmesi lazım! Kendimizi zorlaya zorlaya vermemiz lazım. İçimizden bir sesin BU KADAR ÇOK VERME! diye çırpınması lazım! Belki ihtiyaçlarımızdan vazgeçercesine vermemiz lazım! …. Ki o zaman belki hesabımız az biraz kolaylaşır…

Bu hadiseden hepimiz tek tek sorumluyuz! Kimse kendini masum hissetmesin!

27 Ocak 2012 Cuma

En Zor Meslek! 7/24


Annelik kutsal bir görev kesinlikle. "Cennet annelerin ayakları altındadır." buyurmuş Sevgili Rasul.

Tüm bunlara rağmen soruyorum " Bu çocuklar annelerinin üzerine mi zimmetli?" Yani tek sorumlu, tek görevli anne mi? Öyleyse silsinler nüfus cüzdanından BABA ADInı?

Annelerin çocuklarına gerçekten kaliteli ve keyifli annelik yapabilmeleri için annenin yükünün hafifletilmesi lazım. İyice bunalan anne bu gerginliğini çocuğuna da yansıtıyor elinde olmadan. Tamam anneler çalışmasın, çocuklarına vakit ayırsın ama maddi ve manevi olarak aç olan anneden ne kadar annelik yapması beklenebilir ki?

Akşam eve gelen kocanın az biraz empati yapıp " Bu kadın tüm gün bu çocukla boğuşuypr, biraz onu rahatlatayım." diye düşünmesi lazım. İnsaf, vicdan bunu gerektirir! Babalık bizim memlekette otorite olmak, emir yağdırmak, hesap sormak olarak algılanıyor sadece!

"Niye bu çocuğa yelek giydirmedin?", " Neden düştü?", " Neden su içirmedin?" vb. Aman iyiki kocalar var da bize bunları söylüyorlar, yoksa bizim aklımıza hiç su içirmek, yelek giydirmek gelmezdi... Bunu diyesiye kadar sen yap be adam! Elin var kolun var!

Yazdıklarımın hepsi direkt benle alakalı değil, elbette abartılarım var. Ben bunların (çok şükür ki) daha hafifini yaşıyorum ve biliyorum ki bu duyguları çok şiddetli yaşayan binlerce kadın var! Sonra da ne mi oluyor 40-50 yaşlarındaki tüm kadınlarımız depresyonda, ilaç kullanıyor! Bunların acısı sonradan bir güzel çıkıyor...


Dinimizce çocuk sahibi olmak destekleniyor, Başbakan en az 3 tane diyor, ben de can-ı gönülden bunu destekliyorum. AMA... Olayın pratiği hiç de öyle değil! Yine tekrarlıyorum bu çocuk benim üzerime "zimmetli" değil! Ben bir insan, bir kul, bir vatandaş yetiştiriyorum. Belkide geleceğin büyük adamını yetiştiriyorum ve bunun için bana -yani tüm annelere- erkekler, akrabalar ve hatta devlet destek olmak zorunda! Anneyi rahatlatıcı, sosyal ihtiyaçlarını karşılayıcı imkanlar sağlamak zorunda!

Yoksa ne mi olur? Kadın 5 tane doğum yapar, ama kendisi sağlıklı bir ruh haline sahip olmadığı için çocukları sahipsiz, ilgisiz, başıboş büyür gider...

Ya da benim düşündüklerimi düşünür, kendini destekleyici güç bulamaz ve " Ben ancak bir tane ile baş edebilirim, hadi en fazla iki! " der.

Bir bakın etrafınıza, ikiden fazla çocuk sahibi olan kaç kişi var? Aklın yolu bir, demek ki herkes benim gibi düşünmüş!

Tüm bu gerçeklere rağmen ben yine de ümitliyim bakalım... İnsanlardan yardım bekleyen boşa bekler, tek yardımcımız Allah! Bizi ayakta tutan da bu iman gücü zaten!

Yine anneye dinlenme fırsatı sunan Yüce Yaratıcı! Bebek 1-2 saat uyuyor da az biraz kendimize geliyoruz. Şu an olduğu gibi kendimize özel birşeylere zaman ayırabiliyoruz.

Bir diğer dinlenme zamanı da emzirirmek! Hem oturuyorsun, en güzeli de bebek hareket edemiyor! ( tabi sürekli kolunu, bacağını sallıyor da o kadar da olur artık...) Kıpır kıpır bir oğlanın annesi olarak, ben çok dinleniyorum o esnada.

Yine Rabbimiz yardıma koşuyor yani!

6 Kasım 2011 Pazar

Her Yıl Aynı Terane

Yine geldik bir kurban bayramına çok şükür. TV izlemediğim için bilmiyorum ama tahmin ediyorum haberleri! Bu akşam dizileriyle meşhur TV kanallarındaki haber bültenleri gözümün önünde canlanıyor. Kaçan boğalar, itilip kakılan koçlar, kanlar, sokak ortasında, yol kenarında kurban kesen birkaç cahil insan! İşte her yıl ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan aynı haberler… Ha bir de hayvan hakları adına, çağdaşlık(!) adına kurban ibadetine saldıranlar vb. Tek tek değineceğim hepsine!



1)
Hangi ilmihali açsanız hangi hocaya sorsanız size “ Kurban edilecek hayvanı asla incitmemeniz gerektiğini, hayvana kötü muamelenin ibadet şuuruyla ve İslam bakış açısıyla asla ötüşmeyeceğini örnekleriyle anlatır! Kurban sonrası kesim mahallinin temizlenmesi de İslam’ın bize emrettiği bir diğer güzellik ve gerekliliktir. Biz Müslümanlar şunu biliriz ki “ İtilip kakılan hayvan mahşerde bizden hakkını alacaktır!” ve biz temizliği imanın yarısı sayar ve bir Müslümana yakışır şekilde yaparız kurban sonrası temizliği. Allah’ın bizden istediği KURBAN İBADETİ sadece hayvan kesmek değildir. Başıyla, sonuyla bir bütündür!

Fakat her zaman, her durumda elbet çıkar kuralları bilmeyenler, kurallara uymayanlar! Her okulda vardır elbet sigara içen öğrenci! Her din mensubundan çıkar elbet adam öldüren! Biz kurallara kaidelere mi bakacağız yoksa kuraldışı olan üç beş kendini bilmeze mi?

İşte TV kanallarının yaptığı bu! İbadetini hakkıyla yapan binlerce insanı görmezden gelip, İslama göre hareket etmeyenleri ekrana taşımak! Kimse kıvırmasın, ben bunda art niyet görüyorum açık açık!

2)
Bazı sözde çağdaşlar! “hayvanlara yazık ama…” diyorlar. Bunları diyenlerin haftalık yemek listesine göz atsak kaç öğün et çıkar acaba? Üç mü beş mi belki de yedi! Bu ülkede evine kurban bayramı gelse de et yiyebilsek diye bekleyen garibanlar da çok sayın sözde çağdaşlar!


3)
Marketteki kuşbaşı, pirzola, sosis, salam hayvanlar kesilmeden mi o raflara gelmiş oluyor? Göz görmeyince gönül katlanır deyip kendinizi mi kandırıyorsunuz yoksa sayın sözde çağdaşlar?

Bu hayvanlar kesilmek ve yenmek için yaratılmış ve yetiştirilmiş! Bugün kesilmese yarın kesilecek… Ve siz afiyetle yiyeceksiniz… Size koyan bu kesim işleminin TEKBİRlerle mi yapılması yoksa? Siz KURBAN kesimine değil de İSLAM’a mı karşısısız yoksa? Sıkılmayın, söyleyin açıkça!

Siz hindileri yılbaşında yerken, güzelim çam ağaçlarını keserken niçin “yazık ama…” olmuyor merak ediyorum?



4)
Allah’ın da çok umrundaydı senin kurban kesip kesmemen!!! İsterse tüm dünya Allah’a karşı çıksın, isterse dünyada bir kul bile kurban kesmesin. O yine Allah’tır, Kurban yine de bir ibadettir!

Yaratan ne diyor Kitab’ında:
“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” HAC 37

Bunlar bir nevi sembolik ibadetler. Eti yiyecek sensin, Allah’ın bunda bir kazancı yok! Maksat imtihan olsun, akla kara meydana çıksın ( ki çıktığını aşikâr olarak görmekteyiz.)

5)
İlla herkes eline bıçağı alacak hayvanı kesecek diye bir şart yok. Kurban ibadeti günümüz şartlarına göre gayet güzel organizasyonlarla sürdürülmekte.

Ben uğraşamam etle metle diyorsanız uğraşmayın! Bağışlayın İHH’ya, Deniz Feneri’ne, Cansuyu’na vd. ulaşsın ihtiyaç sahiplerine. Van’da kesilsin, Somali’de kesilsin kurbanınız! Yok ben uğraşmayayım ama eve et de girsin diyorsanız o seçenekler de mevcut! ( Biz yıllardır öyle yapıyoruz. Eve sadece et geliyor.)



İslam dinine karşı çıkmayı gözleri yemeyen, bu karşı çıkışı ibadetler üzerinden yapmaya çalışanları şiddetle kınıyor, tüm Müslüman kardeşlerimin bayramını da kutluyorum. BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN!

NOT: Elbette kurban kesimini çocuklara göstermemek lazım, kaç yaşında çocukların buna şahit olacağı hakkında pedagoglar bilgi veriyor zaten. Çocuklara, onların seviyesine ve psikolojisine göre kurban ibadeti anlatılmalıdır.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Somalili Bebek Ölüyor! DUYUYOR musunuz yoksa UYUYOR musunuz?


Somali’deki kıtlık ve açlık hepimizce malum. Bu tür hadiseleri eskiden de hassasiyetle karşılardım ama anne olduktan sonra bu hassasiyetim tavan yaptı.
Ben “ Allah’ım n’olur sütüm kesilmesin de oğlumu iki yıl emzireyim!” diye dua ediyorum ki sütüm kesilse n’olur? Mareketler günlük, uzun ömürlü, tam yağlı, yarım yağlı, vitamin katkılı vb. sütlerle dolu. Bebek mamalarının çeşitleri ise saymakla bitmez. Diğer tarafta ise kaburga kemikleri sayılan, yüzü kafatasının sardığı deriden ibaret olan bebekler, çocuklar…

Ramazan geldi, hoş geldi. Açlığı, susuzluğu iliklerimize kadar hissetmek için ne büyük fırsat ağustos sıcağında oruç tutmak! Hissetmek ve yardım etmek…

Yoksa kuru kuruya hissetmek, mükellef iftar sofralarında çatlayasıya kadar yedikten sonra “Olmayanlara da ver Allah’ım!” diye dua etmek ne ola ki? Timsah gözyaşları gibi bir şey mi?

Körler sağırlar birbirini ağırlar tarzı iftar davetlerine KARŞIYIM! Bu davetlerde israfın, gösterişin, enaniyetin varlığı aşikar!

İlaki eşimi dostumu iftara davet etmek istiyorum diyorsanız bir öneri; aklınızdaki menüden 1-2 çeşit daha az yapın ve o yapmadığınız yemeklerin maliyetini SOMALİ’ye gönderin, bunu da misafirlerinize söyleyin ki hem onlara örnek olun hem de yardıma özendirin.

DİYANET ve yardım dernekleri kampanlayalar başlattı. SMS atması gerçekten çok kolay. Ama 3-5 SMS bence yeterli değil. Ya bankadan veya netten kredi kartı ile yardımda bulunmalı. Ya da aklına geldikçe bol bol kısa mesaj atmalı!

İnsan olmak kolay değil. Hassasiyet ister, sorumluluk ister, empati ister. Hele bir de MÜSLÜMANIM diyorsanız tüm dünyaya, tüm canlılara karşı sorumlusunuz RAB katında. “Aldırma da geç git” diyemezsiniz… Hele bir de RAMAZAN ayında iseniz bir vereceğinize on vermelisiniz muhtaca. Zira Rabbimiz Ramazan’da öyle yapıyor. Sevapları çarpıp çarpıp veriyor!


5 TL BAĞIŞ YAPMANIN YOLU

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
1 Ağustos’tan itibaren başlayacak olan uygulama ile bütün operatörlerden “AFRIKA” yazıp 5601’e gönderilecek olan SMS’ler 5 TL karşılığında olacak, 3 SMS gönderildiğinde bir fitre bir iftar parası verilmiş olacak.
www.diyanet.gov.tr
İHH
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA faturalı hatlardan “SOMALI” yazıp 3072′ye SMS göndererek 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.
www.ihh.org.tr

Kimse Yok Mu Derneği
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA tüm hatlardan “ACLIK” yazıp 5777`ye SMS göndererek, 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.
www.kimseyokmu.org.tr

Deniz Feneri Derneği
TURKCELL, VODAFONE VE AVEA’nın tüm faturalı ve kontörlü hatlarından 5560′a boş SMS göndererek 5 TL bağışlayabilirsiniz.
www.denizfeneri.org.tr