Konuyla alakasız olarak Amasra'dan bir fotoğraf ile başlayalım :)Foto by ABDT :)
Ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı buraya. Çok yoğun gündemlerim olduğunu ve buraya yazmadığım süreçte dunyabizim.com’a pek çok defa yazdığımı da belirteyim de bari hafifletici sebep olsun :) . Buraya yazmadığım süreçte neler yaptım neler… Ama şimdi asıl konumuza dönelim. Kafamda yazılacak ana başlıklar çok. Bismillah diyelim başlayalım.
Blogdan uzak kaldım ama facebook ve instagram gibi sosyal medyada çoğu kez İZLEYİCİ konumunda da olsam gayet aktifim. Daha önce bir yazı yazmıştım EMR-İ BİL MA’RUF NEHY-İ ANİL MÜNKER üzerine. İşte bunun sosyal medyaya bakan yönü üzerinde durmak istiyorum.
İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak bir müminin görevlerinden değil mi? Bir Müslümanın gördüğü kötülüğü ELİ ile bunu gücü yetmezse DİLİ ile düzeltmeli değil mi? Bunlara da gücü yetmezse kalben nefret etmesi gerekmiyor mu?
Biz çoğu zaman EL ve DİL kısmını atlıyoruz sanki, direk kalbe geçiyoruz. Bunu hem görsel işitsel medya hem sosyal medya için kastediyorum.
Somutlaştırırsak sözümona tesettürlü bir kardeşimizin tesettür kavramıyla zıt olan giyimi ile, fotoğraf pozları ile karşılaşıyoruz. Bunları uygun bir lisanla uyarmamız gerekmez mi?
Şahane hazırlanmış sofralar paylaşılıyor boy boy. Kullanılan yemek takımlarındaki lükslük israf, o yemekleri hazırlarken harcanan vakit israf, onları yiyenlerin ve fotoyu görenlerin nefsini körüklemesi yönünden yanlış, gelen misafire bir nevi gösteriş yapıldığı için uygun değil ve daha pek çok sebep. İşte bunları münasip bir dille uyarmamız gerekmez mi?
Bize düşen din kardeşi olarak ikaz etmek. En azından kendimize düşeni yapmak…
Geçenlerde (isim de veriyorum açıkça) ALA DERGİSİ’nin instagram hesabında başörtülü mankenin nahoş bir pozunu gördüm. Ve böyle bir pozun başörtülü bir mankene verdirilmemesi gerektiğini belirten bir yorum yazdım. Ne mi oldu? ENGELLENDİM kıymetli ALA dergisince. PekALA başka ne oldu ben bu yorumu yazınca? Millet bir anda hidayete fana mı geldi, ALA dergisi yayın çizgisini mi değiştirdi? Elbette ki hayır. Ama benim gibi yüzlerce, binlerce kişi aynı tepkiyi gösterse NEDEN OLMASIN??? Denizde bir damla sadece benim yorumum. Ama yine de o fotoğrafın altına yazılan “Harika bir etek ben de istiyorum. Süper çanta nerde satılıyor?” gibi yorumların arasında farklı bir ses oldu. Kendi kendilerine kurdukları hayal dünyası biraz sarsıldı bekli de. Dokuz köyden kovulan doğrucu oldu. Rahatsız ettim. Oyun bozan oldum. Ve en önemlisi kendi çapımda üstüme düşen vazifeyi yaptım. Sorumluluğu üzerimden attım.
Ne yazık ki internet alemi NE GİYDİM, NE YEDİM, NASIL EĞLENDİM, AHAN DA ÇOK MUTLUYUM, BEN ÇOK BECERİKLİYİM İŞTE BU DA YAPTIĞIM YAŞPASTA mekanına dönüşüyor gün be gün…
Ne yapsak bir trol ekibi mi kursak? Bu tür kişilere/ kurumlara topluca eleştiri yorumları mı atsak? :)
Şaka bir yana ben biraz da MAHALLE BASKISIndan yanayım. Artık öyle özgür, öyle hoşgörülü olduk ki… Hem gerçek yaşamda hem de sanalda. Kimse kimsenin bir şeyine karışmıyor… Yaşasın mahalle baskısı! Yaşasın EMR-İ BİL MA’RUF, NEHY-İ ANİL MÜNKER!
Hayatı anlayarak yaşamaya çalıştığım bu dünyada, bir nevi yazarak olayları daha iyi anlamlandırma yeri burası benim için.Düşündüklerim, kendimce tespitlerim, olumlu ve olumsuz olarak etkilendiğim hadiseler...
emri bil ma'ruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emri bil ma'ruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Haziran 2014 Çarşamba
19 Mart 2012 Pazartesi
İhmal Edilen Farz: “Emr-i bil Ma’ruf Nehy-i anil Münker”
İhmal edilen hatta TERKEDİLEN FARZ! Emri bil maruf yani İYİLİĞİ EMRETMEK! Nehyi anil münker yani KÖTÜLÜĞÜ YASAKLAMAK, KÖTÜLÜKTEN ALIKOYMAK!
Hemen hepimiz KENDİMİZE MÜSLÜMANIZ ne yazık ki! Bu tabi bana ait. Sadece namaz kılıp oruç tutan, başını örtüp, ,içki içmeyen tipler bunlar… Yani kendi hayatında temel ibadetleri yapar ama en yakınındakileri hiç UMURSAMAZ! Kocası, çocuğu, kardeşi İslama uygun yaşamaz bu kişiler ise hiç tınlamaz! Senin dinin sana, benim dinim bana modundadırlar, ha bir de klişe söz vardır DİNDE ZORLAMA YOKTUR! İşte bunlara ben KENDİNE MÜSLÜMAN diyorum.
Peki ne oldu “Emri bil maruf, Nehyi anil münker” e? O da aynı NAMAZ GİBİ FARZ DEĞİL Mİ? Niye uyar mıyorsun gözünün önünde ateşe koşan yakınlarını? Allah seni bundan dolayı da hesaba çekmeyecek mi? Yarın mahşer günü hesaplar ortaya dökülünce o tanıdıkların seni suçlamayacak mı BENİ HİÇ İKAZ ETMEDİ diye? İşte bu yüzdendir ki ayete kıyamet tasvir edilirken ANNE EVLADINDAN KAÇACAK deniyor. Çünkü evlat davacı olacak bana dinimi öğretmedi diye………..
Hadiste ne deniliyor HEPİNİZ ÇOBANSINIZ. Yani çoban nasıl koyunlardan sorumluysa siz de elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Kim elimizin altındakiler? Eşin, çocuğun, kardeşin… Kime nazın geçiyorsa onlar belki arkadaşın belki de komşun!
Çok hoşgörülüyüz cümleten maşallah! Maddi çıkarlarımız söz konusu olunca şahin kesiliriz ama dinde pek bir hoşgörülüyüz!!! TV’de dinimizin tüm haramları bize allanıp pullanıp sunulur ve biz kuzu kuzu izleriz………..
Kafamdakiler çok, bu yazı daha çoook uzar… Ama kısa keseceğim şimdilik.
NOT: Alimler ittifak etmişlerdir ki DİNDE ZORLAMA YOKTUR sözü Müslüman olup, olmamak konusunda zorlama yoktur manasındadır. Eğer ki Müslüman olduysa bir insan, İslamın kurallarına uymak zorundadır. Nasıl ki ilkokula giden çocuk forma giyer, ders giriş çıkış saatlerine riayet eder. BEN BU KURALA UYMAM diyemez! Madem ki okula kayıt oldu, kurala uymalıdır. Madem ki lafa geldi mi ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM diyor öyleyse yaşayacak. Senin dinin sana, benim dinim bana ayeti zaten KAFİRUN suresinde geçer yani bu da yola gelmez kafirler için kullanılmış bir ibaredir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
