14 Mart 2013 Perşembe

PUL Macerası....

Bu gün kaderin cilvesiyle Ulus'ta buldum kendimi... Uzun süredir gitmek istediğim o kocaman PTT'ye gittim hemen. Giriş kattaki gişeden pul almak istediğimi söyledim. Memur hanıma "İnternette çok güzel pullar gördüğümü, onları nereden bulabileceğimi,farklı pullar istediğimi" söyledim.

Hanımın cevabı BİLMİYORUM, BİZDE BUNLAR VAR oldu. Ben daha da üsteleyerek "Burası PTTnin merkezi değil mi? Burada yoksa ben nerden alacağım? Bizim mahalledeki PTTlerde hiç olmuyor." dedim. Memure hanım " Buranın diğer PTTlerden farkı yok, sadece alanı büyük!" dedi....



Tövbeeee.... PTT yetkililerine duyrulur, şikayet edilir bu konuşma....
Ben de 20 adet pul aldım, 20,20 tl ödedim. Hepsi aynı, basit bir pul!

Sonra PTTnin ücretsiz kartlarının olduğu standa gidip kart istedim, aldım. Onlar da güzel! Yeni yıl ve sevgililer günü temalı. Orada değişik pullar gördüm BUNLAR SATILIYOR MU? dedim. Adam, üst katta FİLATELİ de satıldığını söyledi. Çıktım üst kata, cennete düştüm sanki!!!! Harika pullar, zarflar... Sağolsun memure hanım da ilgilendi, zaten tek müşteriydim!

Aynı fiyata harika pullar! Ülkemizin yurt dışındaki reklamı açısından süper. Kendimi kültür elçisi hissettim yine!



Atladım tabi BUNU DA ALCAM, BUNU DA ALCAM diye... Ama aklıma elimdeki 20 tane saçma sapan pul geldi! Bir umutla onları değiştirmeye aşağı indim, tabi MEMUR HANIM KABUL ETMEDİ!!! Ama siz bana burada satılmadığını söylediniz dedim. BURADA SATILMIYOR Kİ ÜST KATTA SATILIYOR DEDİ!!! ÇILDIRRRR!!!! Müdüre şikayet etmek geldi aklıma.... Boşveeer dedim....

Neyse yukarıdan da aldım bir o kadar pul... Ama aklım hala pullarda kaldı!!!

Evet yanlış görmediniz, buradaki pulları aldım! Emin olun gerçekleri çok daha şahane!! Yaldızlı, kabartmalı falan! Ülkemize layık!

O uyduruk pulları ne mi yaptım? Her karta bir uyduruk pul, bir karizmatik pul yapıştırıyorum :)). Zaten tanesi 1.10 tl, iki pul gerekiyor. Bu akşam 4 kart yazıyorum...

NOT: Filateli koleksiyon amaçlı olduğundan, pullar seri olarak satılıyor. Tek alamıyorsunuz. Ben de fiyatı yurtdışı kartına uygun olanları aldım, yoksa daha seçenek çook!

Bir yıllık pulumu aldım! Biraz sinirli olmakla beraber çok mutluyum!

Biri: KARADENİZ YEMEKLERİ, karalahana sarması, hamsi tava, mıhlama, turşu kavurma!
Diğeri: PTTnin 150. yılı anısına, osmanlı tarzı, otantik pullar.
Bir de: SALTANAT KAYIĞI seti aldım.

9 Mart 2013 Cumartesi

Postcrossing ve Müslüman Kimliğim

Postcrossing' devam! Bazen PTT sinirimi bozsa da yapacak bir şey yok... Geçen kayınpederim yolladı 3 tl almışlar bir karta! Adamlara işlerini bizim mi öğretmemiz gerekiyor?? neyse... Konumuz bu değil.

( Çok beğerek aldığım ve en çok favori olan kartım)


Şimdi bu organizasyon çok hoş ama ben kendimce şöyle düşünüyorum. " bu kartların temini, yazımı, postalanması için oldukça emek veriyorum. Tabi bir de para veriyorum. Öyleyse bunu daha anlamlı kılmalıyım. Yani sadece laylaylom modunda olmamalı. Bir Müslüman her daim ortam uygun oldukça tebliğ yapmalı."

Tabi küçücük kartla insanların din değiştirmesini beklemiyorum. Sadece bir soru işareti oluşturmak, belki bir ışık yakmak istiyorum o kadar. Ne mi yapıyorum?

Mesela ilk bebeğine hamile bir arkadaşa, kendi hamileliğimde Allah'ın yaratışına ne kadar hayran kaldığımı anlattım... O da cevap olarak "Allah'a şükrettiğini" yazdı.

ABD'li bir yaşlı teyzeye, kültürümüzde büyüklere saygıyı, kayınvalideme ANNE dediğimi anlattım. O da cevap olarak " Amerika'nın bu yönden çok eksik olduğunu" yazdı.

Bunun gibi ihtiyaca binaen, lafın arasında bir şeyler işte... Veya da iyi dilekler dilerken "Allah'a dua etmesini, ona sığınmasını" dilemek gibi...

Bazen de İLKDER diye bir vakıf var. Onun kartlarını temin ettim, onlardan yolluyorum.



1. Kart: Gazze'de her çadıra bir keçi projesi. İnsanların o keçilerin sütü ile karnını doyurabilmesi için...

2. Kart: Gana'da su kuyusu açma...



3. kart: Gazze'de İsrail tarafından tahrip edilmiş bölgenin ağaçlandırılması...

Tabi bunları ayrıntılı şekilde anlatıyorum kartta, buraya kısa yazdım.

Bir gün bir SİYONİST ile karşılaşır mıyım bilemiyorum ama şimdilik olumsuz bir dönüt almadım :)

İşte böyle... Madem ki emek harcıyorum, biraz da manevî tatmin sağlasın istedim...

2 Şubat 2013 Cumartesi

Mükemmel Kadın Olmak?

Şimdi yazacaklarımın içeriğine benzer bir yazı okumuştum daha önce nette. Şimdi bulamadım da neyse...

Günümüz yaşamı bize MÜKEMMEL KADIN olmayı dayatıyor gerçekten! Biz de kapılmışız akıntıya gidiyoruz... PÜÜVV...

Ev temiz olacak ki ne temiz! Deterjan reklamlarındaki gibi daima lavabo par- la- ya- cak! Evin dekorasyonu uyumlu olacak! Kocan - çocuğun temiz ve ütülü giyinecek! Yemek yapılacak! Eş dost misafir edilip, abartılı hazırlıklar yapılacak!

Kayınvalideye gelinlik, ana- babaya evlatlık, devlete memurluk, kocaya karılık, okula öğrencilik, yan dairede oturana komşuluk, çocuğa analık yapılacak! CAK CAK CAK...

İyi de pardon bunları 1 ( yazı ile BİR) kişi mi yapacak? Bu kadarla kalsa neyse, facebook'a girilecek, gmail, hotmail, mynet mail, yahoomail kontrol edilecek, twitter a göz atılacak, haber sitesine bakılacak, vb. vb. vb. haa bir de bu blog var tabi!

Bunlar da benim dertsiz başıma aldığım dertler... Tez yazılacak, çocuğun altı değiştirilecek, karnı doyurulacak... Leyla ile Mecnun izlenecek... Postcrossing yollanılacak...spora gidilecek..



Burada yazamadığım daha niceleri... Demek istediğim şudur ki: Niye çocuğum hep temiz giyinmek zorunda? Adı üzerinde bebe daha, hem de Angara bebesi :). Bazen evden çıkarken alıyor beni bir telaş " AA ÇOCUĞUN ÜSTÜ KİRLİ; HEMEN DEĞİŞTİRELİM!", eşimin cevabı " YOLDA GELİRKEN OLDU." deriz :))

Misafir gelince dellendiğim için ben, eşim " MİSAFİR FALAN ÇAĞIRMA. STRESE GİRİYORSUN; BENİ DE MAHVEDİYORSUN..."

Vek hasıl-ı kelam: biraz salmak lazım, biraz da sallamak... ne demiş atalar " Adım hıdır, elimden gelen budur". Demiyoruz işte biz öyle, YAPACAM, EDECEM modundayız sürekli... HER YERE YETİŞECEĞİZ, DÜNYAYI KURTARACAĞIZ falan...

"Çocuk da yaparım, kariyer de" diye yediler beynimizi. Biz yırtınırken, erkekler genelde uyumayı tercih etti... Kadın hırs yaptı, geceyi gündüze kattı, çocuk da yaptı kariyer de... Eee sonra n'oldu? Başı göğe mi erdi? Erkenden yaşlandı, depresyona girdi, hayattan bir lezzet alamadı...

İşte bu resimlerle kandırdılar bizi... Hem işte çalıştırdılar, hem evde... Etimizden, sütümüzden, yünümüzden faydalandılar...


Hayır ben kendimi anlamıyorum, KARŞIDAN YÜKLENENLER klasörünün yarısı AKADEMİK MAKALE, TEZ diğer yarısı KEÇE BROŞ, CUPCAKEli MASA ÖRTÜSÜ vb. Kişilik bozukluğu var galiba bende :)

Çok dallı budaklı bir yazı oldu. Bunların her biri hakkında sayfalarca yazabilirim...

ANA FİKİR: Kendini çok kasmayacaksın, mükemmel olmayacaksın, bazı şeyleri de ahirete bırakmak lazım, hırs yap yap nereye kadar hacı? Azıcık tevekkül...

5 Ocak 2013 Cumartesi

Bir kitap, Bir ülke


Hiç yazmamaktansa az da olsa yazmak en iyisi. Yoksa bu blog kapanır gider...

Okudum kitap Pınar yayınlarından Mazlum-Der ve İHH gibi kuruluşlarla tabir-i caizse dünya turuna çıkan evli barklı, çoluk çocuklu bir hanımın( Demet Tezcan) gezi notları : Yola Düşünce


Uzun ve devrik cümleleri bazen ikinci kez okumak zorunda kalsam da güzel bir kitap. Birinci ağızdan oraları dinlemek... İçimde hep bir uhtedir böyle aktivist olup diyar diyar gezmek! Belki de o yüzden beğendim bu kitabı.

İçinde pek çok ülke ve şehir hikayesi barındıran kitapta şimdilik en çok etkilendiğim CİBUTİ adlı ülke.

Adını ilk defa duyduğum bu ülke Afrika'da, güya bağımsız yani tam bir Fransız sömürgesi. Ayrıca 11 Eylül sonrası ABD en büyük askeri üslerinden birini oraya kurmuş. Halk ise yoksulun en yoksulu.......

CİBUTİ halkı ise çaresizce kabullenmiş durumu, hiç bir eleştiri faaliyeti yokmuş... Ne acı! Çokça düşünülmesi ve çalışılması gereken bir konu, bütün Müslümanlar için!

2 Aralık 2012 Pazar

Postcrossing'e Devam!

Postcrossing'e son hız devam ediyorum. 14 kart yolladım, 11 tane aldım, 5 tane de yolda!

Rusya'da küçük bir bebekleri olan çifte yolladığım kart, 28 günde, 1,974 km yol katederek yerine ulaşmış!



Bu kartı ilginç kılan aslen kendisi Rus olmakla beraber profilinde TÜRKÇE bildiğini yazan babaydı. Ben de kart Türkçe yolladım, değişiklik olsun diye.

Kart ellerine geçince bana yolladıkları mesaj da şöyle:
"Iyi gunler!Postkarda cok teshekkur ediyorum!Gec en bayraminizle kutluyorum! Rusyada da bu bayrami kutluyorlar! Shekerler ichin de chok teshekkur ediyorum!"




Ben bu kart işini seviyorum ya! Hatta ilginci almaktan ziyaze yazmayı seviyorum. Renkli kalemlerim, kalpli sitikırlarımla :))

Bu günlerde Filistin ağırlıklı kart gönderiyor veya yazılarımda bu işgale değiniyorum! Sosyal sorumluluklarımı da unutmuyorum yani!

22 Kasım 2012 Perşembe

Ne Okudum?

Uzun zamandır yazamayalı okuduklarım da birikti tabi.

Adını yıllardır övgüyle duyduğum, şeytanın bacağını kırıp da okuyamadığım insanlardandı MUSTAFA KUTLU: Şu an sinemada oynayan, benim de izlemek istediğim, UZUN YOL onun bir kitabından uyarlama bu arada.

ARKAKAPAK YAZILARI- MUSTAFA KUTLU


Kapaktaki fotoğraf tarzından, siyah beyaz bir fotoğraf var her hikayeyle beraber. Kah hikayeyi okuyorsunuz, kah fotoya bakıp dalıyorsunuz... Güzel bir tasarım olmuş.

Hikayeler hayatın ta kendisi, insanda güzel duygular uyandıran cinsten. Şiddetle Tavsiye Ederim!

Hep güzel kitaplar okuyamıyoruz tabii. Aslında ben kitap okumada çok seçiciyim. Rastgele herşeyi okumam. Evvela bana bir şeyler katması lazım, maddî ve manevî. Tutup gerilim, fantastik vb. gibi insana zaman kaybından başka hiç
birşey kazandırmayan kitaplarla işim olmaz mesela... Zamanın gerçekten çok değerli!

İşte şimdiki kitap da TAVSİYE ETMEYECEĞİM cinsten. Kitabın sunum yazısın okuyunca bana bir şey katar sanmıştım. Meşhur bir İran yazarı olduğunu okuyunca, Fars edebiyatı hakkında bir şeyler öğretir diye düşünmüştüm. Yani yine iyi niyetle çıkmıştım yola. Yayınevi kaliteli kitaplar basan bir yer (YKY). Çevirmenin adını da bilmeyen yoktur; Behçet Necatigil. İşte bu referanslarla okumaya başladım.

Zaten başlarda ne oluyor pek bir anlam veremedim. Hatta sonuna kadar veremedim :). Zaten o yüzden okudum sonuna kadar, belki anlarım diye :)). Ben İran edebiyatını tanımak adına yola çıktım, yazarın adı SADIK HİDAYET, ama karşıma Allah tanımaz, uyuşturucu ve şarap düşkünü bir yazar çıktı! Hayal kırıklığı oldu benim için.

KÖR BAYKUŞ- SADIK HİDAYET



Pek de anlaşılacak bir şey yok. Zaten kitabın tarzı bu. Ama şunu itiraf etmeliyim ki anlatımı çok iyi insanı sürüklüyor ve merak ettirip okutuyor. Tavsiye etmiyorum niye mi? Saçma sapan örnekler, ilişkiler... Boşa kafamı gereksiz şeylerle doldurdu.

Ama benim kazanımım şu oldu:
Allah'a, dine hayatında yer veremeyen bir insanın ne kadar ruhsal çöküntüye uğradığını, ne denli büyük acılar çekebildiğini, beyninde nasıl fırtınalar koptuğunu gördüm.

23 Ekim 2012 Salı

Postcrossing Denen Şey...

İlk defa Anne cafe'nin blogunda haberdar oldum postcrossing'den. Tüm dünyadan hiç tanımadığın insanlara kartpostal yolluyorsun, hiç tanımadıkların da sana!
Çok hoşuma gitti bu organizasyon. Ama pek kolay olmadı katılmam...

İnternetten hemen üye olup adres aldım ama... Öncelikle yollayacak kartpostal bulmam gerekiyordu. Oturduğum mahalledeki tüm kırtasiyeri dolaştım "Abla artık kimse kart yollamıyor ki..." gibi tepkiler eşliğinde görüntü kalitesi aşırı düşük bir kart buldum, ayaküstü yazdım, yolladım. Bu serüvenimde 17 aylık oğlumda yanımdaydı, baya ter döktüm ilk kartımı yollayana kadar... ( buradaki TER DÖKMEK mecazi değil, gerçek anlamda kullanılmıştır.)

Bu minval üzere 8 kart yolladım, 3'ü yerine ulaştı, bana da 2 kart geldi.

Bana gelen iki adet kart:




Malezya'dan yollayan arkadaş bir de kendisi dergi sayfasından zarf yapmış. Gelen 2 kartta pul da var üstelik!



Ama NEREDEN KART BULACAĞIM düşünceleri beni derinden sarsmaya, gece uykularımı kaçırmaya başladı. Zira her gördüğüm kırtasiyeden kart sormaktan bitap düştüm. Bu gün işin kaynağına, Ankara'nın eski toprağına yani ULUS'a gitmeye karar verdim. Heykel'in parelelindeki avlulara bakan yıllar öncesinin kırtasiyelerine gittim. 1990'larda annemle buralara geldiğimizi hatırlıyorum... Çok şükür aradığımı buldum. Girdiğim 6-7 kırtasiyeden üçünde kart vardı! 10 kadar kart aldıktan sonra istikamet postanın merkezi ULUS PTT!

Aldığım kartlardan:


Ulus şubesi hafta sonları açık olmasıyla meşhurdur. Esas amacım PUL almaktı. Bir de internetten PTT'de de kart satıldığını okumuştum. Hemen kartları aradı gözüm. Ortada bir stand var üzerinde kartlar. Başladım incelemeye... Bir de ne göreyim ÜCRETSİZDİR yazıyor kartın arkasında. Sonra güvenlik görevlisine sordum. O da ücretsiz olduğunu, istediğim kadar alabileceğimiz söyledi. Bir an kendimi kaybetmişim 30 tane falan almışım :)). Ama daha çoook var merak etmeyin, hepsini almadım yani.

O PTT kartlarından bazıları:


Pul alamadım çünkü hafta sonları pul satılmıyormuş. Şu an 5 tane yolda kartım var. Sabırsızlıkla yerlerine ulaşmalarını bekliyorum :). Şimdilik hoşuma gitti bu iş. Ne kadar devam ederim bilmiyorum. Duruma göre bakacağız artık :)