Ben çocuklara şarkı öğretmeyi oldum olası severim. Öyle pek geniş repertuarım da yoktur ama 3-5 şarkıyla, beden hareketleri de katarak yaparım bunu. Ama kendi oğluma onca denememe rağmen bir dize dahi öğretemedim. Bence nedenleri: 1- Ezber kabiliyeti yok sanırım. 2- Müzik kulağı da yok ne yazık ki. 3- En önemlisi mantığını sorgulayıp, cümleleri kendine göre yorumlaması. Zaten bunu yaparken dikkatini tamamen manaya yoğunlaştırdığı için müziği duymuyor bile. Mesela, “Mini mini bir kuş donmuştu” diyorum;
O ise “Küçük kuş üşümüştüüü” diyor. Bu şekilde kendine göre söylüyor tüm şarkıları.
Örnekler üzerinden devam edelim:
1- 2,5- 3 yaşlarındaydı. Küçük kurbağa şarkısını öğretmeye çalışırdım. Öğrenmez, söylemez sadece beni dinlerdi. Ama aktif dinleme “kuyruğum yok, kuyruğum yok ” dizesinde bağırarak “hayır vaarrr!!!” derdi. Bu tepki her seferinde istisnasız gelirdi. Biz de şarkının sözlerini “kuyruğum var, kuyruğum var, yüzerim derede” olarak değiştirdik. Öyle söyleyince çok mutlu oluyor bu arada.
2- Bir çocuk ilahisi var. Bunu birkaç kez dinlettim uyuturken ninni niyetine. Sözlerini zaten çocukların anlaması çok zor, anlasın diye düşünmedim, sadece “sen duyarsın Allahım” kısmı belki telkin yöntemiyle ileriye dönük bir eğitim olur diye düşünmüştüm. Bu arada melodisi yumuşak olduğundan uyutmak için etkili olmuştu :). Şarkı/ ilahi sözleri şöyle:
Fısıltılı sesleri,
Kalpteki hevesleri,
En zayıf nefesleri,
Sen duyarsın ALLAH'ım.
Göğün gürültüsünü,
Suyun şırıltısını,
Dua mırıltısını,
Sen duyarsın ALLAH'ım.
Arılar ne söylese,
Kuşlar niyaz eylese,
Bir çocuk Allah dese,
Sen duyarsın ALLAH'ım.
Benim oğlan dinledi uyudu, bir tepkisi olmadı tabi. Ama ertesi gün benim de dilime dolanmış kendi kendime mırıldanıyorum “ Ben de duyarım anne! Onların hepsini ben de duyarım!” demeye başladı muhalefet oğlum. Sonra sorgulmaya devam “Çocuk Allah demeyi bilemez ki anne?” (Ona göre çocuk, küçük bebek anlamında, konuşamaz demek istiyor.). Allahtan diğer sözleri pek anlamadı da eleştiremedi. Yoksa hepsine bir kulp takardı :).
3- Yazın çocukların sahnede eğlendirildiği bir animasyona gitmiştik. Benim ki 3 yaşında, çekindi çıkmadı sahneye. Son ses “En büyük kim Allah” şarkısı çalıyor. “En büyük kim?” denilince müziği kısıyorlar, çocuklar bağırarak hep bir ağızdan ALLAH! diyorlar. Benim oğlan durur mu? Tutturdu “Anne bunlar yanlış söylüyor, en büyük benim!” ‘oğlum şöyle, böyle’ diyorum ikna olmuyor. Şarkı bir yandan devam ediyor, her “Allah” dediklerin de bizimki sinirleniyor. En sonunda ağlıyordu artık sinirinden. Daha sonra anlattık; Allah en büyük falan, yok asla ikna olmuyor. Baktık çocuk dinden çıkacak (!) en iyisi üzerine hiç gitmeyelim dedik. :) Şarkıyı hiç söylemedik.
4- Oğlum şuan 4 yaşında olmak üzere. Ama şarkılara tepkisinde bir değişiklik yok. Bugün pazara gidelim şarkısını öğretmeyi denedim. Tabi o yine her cümleyi kendine göre yorumladı. “Pazara gidelim, bir tavuk alalım, pazara gidip bir tavuk alıp napalım?” deyince yine müdahil oldu “evde besleyelim, yumurtalarını alalım”. Ben vereceği tepkiyi bilmeme rağmen sınırları zorladım ve gerçek halini söyledim. “Happur hupur yiyelim” dedim. “Anne, tavuk yenilir mi hiç? Sen beni üzüyorsun ama…” diyerek küsme moduna geçti. “Yok oğlum yenmez tabi yumurtaları happur hupur yenilir.” dedim. Tavuk denilince canlı tavuk hayal ettiği için onun yenilebileceğini kestiremiyor tabi şehir çocuğu. Ona çok üzücü geldi, tavuğu yemek fikri. Biz de ne yapalım bir şarkının daha sözlerini değiştirerek mutluluğa erdik :)
Burada verdiğim örneklerin dışında çok saçma sözleri olan çocuk şarkıları var. Onlardan hiç bahsetmedim oğlana. “Tilki ölmüş vah vah, karga gülmüş hah hah.” Böyle vicdansız, korku filmiş gibi şarkılar var ve çok yaygın. Benim oğlan asla kabul etmez bunu.
Ben homeshooling’i canı gönülden destekleyen, ama kendimin bunu yapabileceğine emin olamayan biriyim. Amacım en azından okulöncesinde home hatta unshooling yapabilmek.
Bu yazdıklarımdan hareketle söyler misiniz ben bu muhalefet çocuğu hangi kreşe vereyim? Orada şarkıları söylese bir türlü söylemese bir türlü... Yok söylemem dese, öğretmen zorlayacak, o yaşta gereksiz bir sosyal baskıya maruz kalacak. Bak herkes söyledi, sen söyleyemedin olacak bir de. Söylese, kendi ile çelişecek, inanmadığı şeyleri söyleyecek.
Şimdilik, şarkı sözlerini değiştirmeye devam…
Not: Daha önce bir şarkı hakkında daha ayrıntılı yazmıştım. İlgilenenler BURADA
Hayatı anlayarak yaşamaya çalıştığım bu dünyada, bir nevi yazarak olayları daha iyi anlamlandırma yeri burası benim için.Düşündüklerim, kendimce tespitlerim, olumlu ve olumsuz olarak etkilendiğim hadiseler...
homeschooling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
homeschooling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2015 Cumartesi
27 Eylül 2014 Cumartesi
Homeschool'a Giriş, Okul Anıları 1
***
Bismillah Uzun zamandır aklımda olanları bir ucundan yazmaya başlayayım. Her çalışan anne gibi bebeğim ilk doğduğundan beri düşünmeye başladım. Klasik bir çalışan anne olarak "3-4 yaşında kreşe başlar. 1-2 sene kreş, 1 sene ana sınıfı sonra da ilkokula gider." diyordum. Ama ilk nasıl nerede gördüm bilmiyorum ama facebook bloglar derken HOMESCHOOL / UNSCHOOL kavramlarıyla tanıştım. Şu an bile akademik temelli pek bilgim yok. Biraz yoğunluğumdan biraz da ihmalimden çok tafsilatlı bilgi sahibi değilim. Neyse burada zaten öznel şeylerden bahsedeceğim. Bu süreçte kafam çalışıyor tabi sürekli, artık girdi ya okulsuz eğitim fikri... Bir yandan kendi eğitim hayatımı gözden geçiriyorum bir yandan oğlumu gözlemliyorum. İşte burada bu gözlemler paylaşacağım. Şu an oğlum 3,5 yaşında ve evde.
Önce kendi eğitim hayatımdan başlayalım. Ben çok aşırı sıradışı olmamakla birlikte hep ortalamadan bir tık farklı oldum. Bunu çoğu kez hissettim kimi zaman zorla hissettirildim. Başarılı, yüksek notlu bir öğrenci oldum ama eğitim sistemiyle hiç bir zaman barışık olamadım, hele despot öğretmenlerle anılarım kitap olur...
Baştan alalım. İlkokul 1. sınıftayım. Hatırladıklarım az ama önemli şeyler. Zaten önemli olmasalar beynime kazınmış olmazlardı. Aradan geçmiş 23 sene ama hala hatırladığıma göre bende önemli iz bırakmışlar demek ki...
1- Okulun ilk günleri, çizgi çalışması veya harf yazma çalışması yapılıyor sayfalarca. Ben hemen yazıyorum sonra oflaya puflaya sınıfta oturuyorum. Çünkü çoğu öğrenci yapamıyor onları beklemekle geçiyor saatlerimiz.
2- İlerleyen günlerde herhalde fiş cümlelerindeyiz. Oya topu at gibi. Öğretmen cümle yazması için öğrencileri tahtaya kaldırıyormuş ama beni hiç tahtaya kaldırmıyormuş. Ben de evde anneme bu durumu şikayet ediyormuşum. Burasını tam hatırlamıyorum. Hatırladığım devamı. Hatta bir gece rüyamda parmak kaldırıp ÖĞRETMENİM!! diye bağırmışım. Bunun üzerine annem okula gelip öğretmenle görüşmüş, beni tahtaya kaldırmasını rica etmişti. İşte burasını hatırlıyorum net. Ve öğretmenin cevabı: "Onu iyi bildiği için kaldırmıyorum."
Şimdi çok sıradan görünen bu iki hadiseye bakarsak. Birinci de hızlı öğrenen çocuk boş yere sınıfta atıl vaziyette oturuyor. Okulda sıkılıyor dolayısıyla okulu sevmemeye başlıyor. Beyninin en hızlı çalıştığı dönemlerde zamanını boşa öldürüyor vb.
İkinci hadisede öğretmen kendince haklı belki ama ben henüz bunu anlayacak yaşta değilim. Burada benim yani çocuğun anladığı "Herkes yazı yazdı, ben yazmadım. Öğretmen ben parmak kaldırınca hiç beni tahtaya kaldırmıyor, bana söz hakkı vermiyor. Beni sevmiyor. vb." Burada da hızlı öğrenen çocuk resmen cezalandırılmış oluyor. Cidden ilginç bir eğitim sistemimiz var. Hızlı gideni durdur!
Bir de rüyamda parmak kaldırıp, konuşmam bir çocuk olarak yaşadığım yoğun duyguyu gösteriyor. Gerçekten şimdi dışarıdan bir gözle bakınca çarpıcı!
Birinci sınıf çilem bu kadarla bitmiyor. Bana o yıl en zor gelen Atatürk'ün doğum- ölüm vb. tarihlerini ezberlemek olmuştu. Tüm eğitim hayatımda ne çektiysem EZBERden çektim. Beynimin o kısmı kapalı! Ama bunu hiç bir öğretmene anlatamadım!!! Annemle saatlerce evde tarihleri ezberlemeye çalıştığımızı ve çok bunaldığımı hatırlıyorum.
Devamı gelecek inşallah.
İşte bu yaşadıklarımı düşünüyorum, oğluma bakıyorum, kendi hayal dünyasında ne güzel... O,
bunları yaşamasın istiyorum...
*** Oğlum babasına zorla yaptırdığı gemisini Türkiye Fizikî haritasında yüzdürürken.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

